Adı hırsıza çıkmadı, servet biriktirmedi, halkına hakaret etmedi, dini aşağılamadı.
Ülkesini terk eden padişahın aksine bu Cumhuriyeti kuran kişiye beslenen kin niye?
En ufak bir bilgi birikimi olmayanların şıh, tarikat ve cemaat gölgesinde kabartılan hilafet özlemi bu devlet adamına duyulan kin ve nefretin sebebi bence.
Düşünsenize Padişah ve yakınları saraylarda yaşarken, halkın yoksulluk ve yokluk içerisinde bocalaması, din baskısının karşı gelinemez kuralları içerisinde heba olan yaşamların önüne geçen bir rejimin tercih edilmesi ve hayata geçirilmesine kim ya da kimler niye kızar ki?
Bu şerait altında herkesin istediği biçimde yaşamasına fırsat sunan bir rejime imza attığı için gerçekten büyük devlet adamı ATATÜRK.
Onu sevmeyebilirsiniz; fakat şu an dönen dolapları, menfaat gölgesinde vurgunları, servet edinmek, kısa yoldan köşe dönmek için ayaklar altına alınan edep, ahlak ve şeref olgusu düşünüldüğünde şeriat üzere kurulacak bir halifeliğin vahim sonuçlar doğuracağı şüphe götürmez bir durumdur. Bu sebeple 10 Kasım ayrı bir anlam taşımakla birlikte ‘esas devlet adamlığı nasıl olunur?’ sorusuna ayna tutuyor gibi.
Önemli olan şudur ki 10 Kasım’a gelene dek yaşananların özetini kavramak lazım.
Israrla ve şiddetle bu sisteme karşı çıkan cahiliye izlerini orada bulmak mümkün.
O zaman 10 Kasım’da Hakka yürüyenin amacını kavrayıp rahmet okunmalı.
Son olarak körü körüne Cumhuriyete saldırmak bir anlam ifade etmiyor artık, düşünebilen durumu kavrıyor!



















