Türkiye’de yıllardır uygulanan ve “mesleki eğitim” adı altında sunulan MESEM projesi, artık bir eğitim modeli olmaktan çıkmış; doğrudan doğruya çocuk emeğinin sistematik biçimde patronlara devredildiği bir düzene dönüşmüş durumda. Devletin eğitimi güçlendirmesi gerekirken, tam tersine çocukları sermayenin ihtiyaçlarına göre konumlandıran bu yapı bugün 1,5 milyona yakın genci atölye tezgâhlarında sessizce öğütüyor.
Bu çarpık düzenin nasıl büyüdüğünün en somut kanıtı ise sayıların kendisi:
2021 yılında yaklaşık 160 bin olan MESEM öğrenci sayısı, 2023 yılı sonunda 1 milyon 400 bini aştı. Bakanlık bu artışı bir başarı olarak sunarken, aslında büyüyen şey çocuk emeğinin sistematik sömürüsüdür.
Urfa MESEM’de Denetim Yok: Öğrenciler Sahipsiz Bırakılıyor
Şanlıurfa’da MESEM öğrencilerinin durumu Türkiye ortalamasından bile daha vahim.
Denetimin olmadığı, kontrol mekanizmasının neredeyse tamamen çöktüğü bir düzenden söz ediyoruz.
Öğrenciler staj yeri bulmakta zorlanıyor; çoğu zaman yer bulamadığı için her yere mecbur bırakılıyor.
Resmi olarak kayıtlı olduğu iş yerinde değil, hiçbir kaydı olmayan bambaşka işletmelerde çalıştırılan öğrenciler var.
Buna itiraz eden ya da suistimali dile getiren öğrencilere ise açık bir tehdit yöneliyor:
“Kabul etmezsen stajın iptal edilir, okul hayatın biter.”
Bir eğitim sisteminden değil, resmen bir baskı ve zorunluluk düzeninden bahsediyoruz.
Çocuklar denetimsiz, sahipsiz ve korunaksız bırakılıyor.
Krizin Bedeli Patronlara Değil, Lise Öğrencilerine Yükleniyor
Yıllardır süregelen ekonomik krizin bedeli patronlara değil; liseli gençlere, çocuklara ve ailelerine yüklenmekte hiçbir sakınca görülmüyor. Niteliksiz eğitim politikalarıyla gençleri güvencesizliğe, ucuz iş gücüne ve geleceksizliğe mahkûm eden bu düzen, ekonomik tercihin ötesinde doğrudan bir siyasi irade sorumluluğudur.
Muhammet Kendirci: Bu Düzenin En Acı Tanığı
Birkaç gün önce Şanlıurfa’da 15 yaşındaki Muhammet Kendirci, çalıştığı marangoz atölyesinde kompresörle işkence edilerek öldürüldü.
Bir çocuk öldürüldü.
Bir çocuk hayattan koparıldı.
Bir çocuğun geleceği, denetimsizliğin karanlığında tamamen yok edildi.
Ve tüm bunlara rağmen hâlâ MESEM’in “fırsat kapısı” olduğuna inanmamız isteniyor.
MESEM Neden İptal Edilmelidir?
Çünkü bu proje, çocukları eğitim adıyla patronların insafına terk eden bir sömürü mekanizmasına dönüşmüştür.
Çünkü öğrenciler iş güvenliği olmadan, denetimsiz koşullarda çalıştırılmaktadır.
Çünkü Türkiye’de her gün yeni bir çocuk işçi ölümü kayıtlara geçmektedir.
Sorun bireysel değildir; çözüm de bireysel kurtuluşta değildir. Hepimizin ortak yaşadığı bir çöküş var: harçlıksız kalan, azarlanan, iş kazasında ölen, geleceksiz bırakılan gençlerinve çocukların ortak hikâyesi…
Çözüm: Hak Temelli, Güvenceli ve Nitelikli Bir Eğitim Politikası MESEM iptal edilmelidir.
Yerine çocuk haklarını önceleyen, denetimi esas alan, gerçek anlamda nitelikli bir mesleki eğitim politikası kurulmalıdır. Bu sadece eğitim talebi değil; yaşam hakkının, çocukluğun ve insan onurunun talebidir.
Muhammet Kendirci’nin adı unutulmasın diye.
Başka çocuklar ölmesin diye.
Çocukların geleceği karanlığa mahkûm olmasın diye.
Bu ülke gençlerinin çocuklarının ailelerinin artık kendi kaderini kendi belirleme zamanı gelmiştir.



















