Türkiye’de çocukların eğitimle buluştuğu hayaller, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) adı altında çoğu zaman sömürüye dönüşüyor. 2024 Eylül – 2025 Ağustos döneminde en az 72 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu sayı bir önceki döneme göre yüzde 10 arttı. Türkiye’nin dört bir yanında, eğitim sistemi üzerinden çocuk emeği resmî olarak meşrulaştırılıyor.
MESEM ile öğrenciler, haftanın dört günü iş yerlerinde çalıştırılıyor; amaç “meslek öğrenme” deniliyor ama gerçekte devlet ve sermaye işbirliğiyle ucuz ve güvencesiz iş gücü yaratılıyor. Son iki yılda MESEM kapsamında sanayi ve inşaatlarda en az 15 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Staj adı altında çocuklar ağır işlerde, tehlikeli koşullarda çalıştırılıyor; ücretleri çok düşük, hakları neredeyse yok.
Bu tablo Urfa’da da değişmiyor. Şanlıurfa’daki MESEM öğrencileri, şehirdeki işletmelerde “staj” adı altında köle gibi çalıştırılıyor, eğitim ve çalışma koşulları arasındaki denge neredeyse tamamen kaybolmuş durumda. Öğrenciler okulla işyerini birleştiremiyor; zorunlu staj saatlerini doldurmak için ağır işlerde mesai yapmak zorunda kalıyor. Örneğin kent merkezindeki atölyeler ve fabrikalarda çocuk işçiler uzun saatler çalışıyor, tehlikeli makinelerle baş başa bırakılıyor. Bu durum hem fiziksel hem psikolojik sağlığı tehdit ediyor.
Rakamlar ise çarpıcı:
Tarım: 20 çocuk
Sanayi: 19 çocuk
İnşaat: 17 çocuk
Hizmet sektörü: 16 çocuk
ölümle sonuçlanan kazalarda hayatını kaybetti. Üstelik, bunlar sadece bilinenler. Kayıt dışı çalıştırılan çocuklar, mevsimlik tarım işçileri ve MESEM dışında staj yapan öğrenciler eklendiğinde Türkiye’de çocuk işçi sayısının 3–4 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Devletin politikaları, Ulusal İstihdam Stratejisi ve Kalkınma Planı, mesleki eğitimi sermayenin ihtiyaçlarına göre kurguluyor, çocuk işçiliği adeta sistematik hale getiriliyor. MESEM’in amacı eğitim değil, çocukları ucuz işçi olarak piyasaya hazırlamak. Bu tablo, sadece bir eğitim sorunu değil; insan hakları ve çocuk hakları sorunu olarak karşımızda duruyor.
Artık sorulması gereken temel soru şu: Bir çocuk, eğitim yerine işyerinde hayatını kaybettiğinde, devlet ve şirketler ne yapıyor? PR ve teşvikler, çocuk işçiliğini görünmez kılmak için yeterli değil. Urfa’dan Ankara’ya, İstanbul’dan Kocaeli’ye kadar çocuklar, eğitim hayalleriyle iş hayatının acı gerçekleri arasında sıkışıyor.
MESEM öğrencileri “staj” adı altında kölelik yaşamaya devam ederken, bir çocuğun bile burnunun kanaması veya mutsuz olması kabul edilebilir bir durum değildir. Eğitim, sömürü değil, çocukların güvenli geleceği için bir araç olarak aktif hale getirilmelidir.
(Veriler İSİG Meclisinden alınmıştır)



















