Çocuğumun dişi ağrıdığı için hastaneye gittim. Muayene edildi, “iltihap var” denilerek diş çekilmedi, ilaç yazıldı. “İlaçlar bitsin, sonra gelin” dendi. Geldik. Bu kez karşımıza çıkan cevap daha da tanıdıktı: “Randevu alın.”
Randevu başvurusundan bu yana 10 gün geçti ve hala cuma günü sıramızın gelmesini bekliyoruz.
Önümüzdeki cuma. Ama çocuğun dişi bu süreyi beklemedi. Yeniden iltihap kaptı. Acı çekiyor. Ağlıyor. Biz izliyoruz. Devlet izliyor. Sistem izliyor.
İşte Şanlıurfa’da sağlıkta gelinen nokta budur.
Nereden tutsanız dökülüyor. Doktor yok. Hastane yok. Sıra yok. Randevu yok. Ama masallar çok.
Çıkıp televizyonlara, kürsülere “Sağlıkta devrim yaptık” diyorsunuz. Hangi devrim bu? Çocuğun diş ağrısını bile çözemeyen mi? İnsanları günlerce, haftalarca randevu ekranına kilitleyen mi? Hastaneye gitmenin bile lüks haline geldiği bu düzen mi devrim?
“Hastane kuyrukları bitti” diyorsunuz. Doğru, kuyruk yok. Çünkü hastaneye girebilen de yok. “İlaç kuyruğu yok” diyorsunuz. Çünkü tedavi yok.
Baş tacı ettiğiniz Suriyelilerle birlikte nüfusu 3 milyonu aşan Şanlıurfa’da sağlık sistemi çoktan iflas etmiştir. Bu şehre ne hastane yetiyor ne doktor. Ama siz yıllardır bu gerçeği görmezden geliyorsunuz. Yükü taşıyamayan bir kentin sırtına yük bindirmeye devam ediyorsunuz.
Siz hâlâ toz pembe tablolar çiziyorsunuz. Biz ise hastane kapılarında çaresizce bekliyoruz. Ben çocuğumun acısını dindirecek bir randevu bulamıyorum. Siz ise yönetemediğiniz bu ülkeyle övünüyorsunuz.
Bu bir beceriksizliktir. Bu bir ihmaldir. Bu bir yönetememe halidir.
Artık yeter.
Bu millet sizin propaganda masallarınızı değil, insanca bir sağlık hizmetini istiyor.
Bırakın.
Düşün artık bu milletin yakasından.



















