Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Ekonomik Dönüşüm Zirvesi'nde konuştu. Bakan Nebati burada önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Nebati açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Türkiye bir şeyler başarıyor ve gerçekleştiriyor. Bugün etraflıca burada konuşulacak ekonomi politikaları ve deneyimler uluslararası ekonomi tartışmalarına fayda sağlayacağına inanıyorum.
Ekonomik ve sosyal politikaların reçete ve kapsamlarının etkilendiği görüşüne buradaki herkes katılacaktır. Gerek ulusal gerek iktisat tarihi incelendiğinde dönemsel ekonomik gelişmeler arasında sıkı korelasyon olduğu görülür.
Farklı dönemlerde farklı iktisadi düşüncelerin hakim olmasında toplumsal dönüşümlerin şartlarının değişmesine neden olması bu değişimin yeni ekonomi setleri etkili olmaktadır. Toplumu ileri götüren itici güç aslında böylesine bir döngüdür. Bilindiği üzere dinamik süreç teknolojik ilerleme ile önceki dönemlere nazaran çok daha hızlı ilerliyor.
Her ülkenin geçmişten tebaruz eden kültürü, kurumsal altyapısı, coğrafi konumu gibi birçok husus birbirine çok bağlı özgün yönleri vardır. 1929 yılında büyük buhranın yıkıcı etkisiyle lezeferciler yani "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinciler" büyük hızla terk edilirken dünyada ekonomik devijim azametle yükseliyordu. Bu dönemde kurulan dünya iktisadi nizami bir yanda Keynesci politikalarla bir yandan da fordist üretimle batı ekonomilerine Altın çağını yaşatmıştır.
Dünya ekonomisinin gündeminde ABD ve Çin gerilimi varken, başlayan Koronavirüs köklü değişimlerin kapısını aralayan tarihi dönüm noktası olarak ortaya çıkmıştır. Çin'de koronavirüsün ortaya çıkması küresel tedarik ve lojistikte büyük sorunlara yol açmıştır. Batı ekonomileri tedarik anlamında tek merkeze bağlı olmanın yol açtığı problemlerle karşı karşıya kalmıştır.
Pandemi sürecinde gelişmiş ülkeler başta olmak üzere genişlemeci para politikalarıyla virüsün yarattığı hasarı azaltma çalışmaları başlamıştır. Batılı ülkeler için alternatif tedarik merkezleri bulmak kaçınılmaz hale gelmiştir. Dünya üretim ve ticaret haritasında çeşitli kaymalara yol açacak döneme girdiğimiz söylenebilir.
Özellikle akademik çevrelerin ilgisini çekmeye başlamıştır. Ülkemiz gerçeklerine göre dizayn edilen modelimizin yatırım, üretim, istihdam ve ihracat tarafında beklediğimiz pozitif sonuçları verdiğine hepimiz şahitlik ediyoruz. 2020 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 1,8'lik büyümeyi başarmıştır. Arz kaynaklı enflasyonu, ortodoks para politikalarıyla çözmeye çalışan ülkelerin resesyona girdiği ve endişesine kapıldığına tanıklık ediyoruz. Türkiye ekonomisi yüksek büyüme performansını sürdürmeye devam etmiştir. Bu yılın ilk çeyreğinden yüzde 7,5, ikinci çeyrekte yüzde 7,6'lık büyüme yakalayan Türkiye G20 ülkeleri içinde en iyi performans gösteren ülkelerden biridir.
Bu yılın Ocak-Ağustos döneminde ihracat yüzde 18,3 oranında mevcut konjonktüre rağmen artmaya devam ediyor.
İstihdamı artırma noktasında da 2021 yılın 2,1 milyon kişi bu yılın ilk 7 ayında 613 bin kişilik istihdam artışı sağlanmıştır. OECD ülkeleri arasında ülkemiz istihdamını en fazla artıran ülke olmuştur. Enerji hariç cari fazla vermeyi başardık. Rusya-Ukrayna savaşı enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarında gerçekleşen dramatik artışlar cari dengemizde bir miktar bozulmaya yol açmıştır. Bunun geçici olduğuna, enerji fiyatlarının düşmesiyle bu taraftaki iyileşmenin devam edeceğine inanıyoruz.
Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat bakımından güzel gelişmeler yaptığımız ekonomimizde küresel sorun olarak karşımıza çıkan enflasyondur. Enerji ve diğer emtiadaki diğer yükselişler, lojistik maliyetlerindeki artışlar, gıda fiyatlarındaki yükselişle ve pandemi kaynaklı dışsal faktörler Türkiye'de de enflasyonun temel nedenleri durumundadır. Döviz kurundaki artış ve atalet de enflasyonüzerinde etkili olmuştur.
Vatandaşları enflasyona karşı korumak için politikaları devam ettiriyoruz. Yeni ekonomi politikamız Türkiye ekonomisinin tüm yapısal sorunlarını kalıcı şekilde çözmeyi amaçladığı aşikar. Yeni ekonomi modelini uygulamaya almasaydık birçok sorunla yüz yüze kalacaktık.
Tüm dünyanın yaşadığı enflasyon sorunu büyük ölçüde arz ve maliyet kaynaklıdır. Talebin etkisi sınırlı düzeydedir. Tecrübelerimiz bu yöndedir. Konuşmamın başında ifade ettiğim üzere her ülkenin yapısı ve dinamikleri farklıdır. Dolayısıyla sorunların çözüm reçetelerinin farklı olması son derece doğaldır. Halk ekonomisi, girişimci devlet anlayışı ve birçok yaklaşım son derece popüler olan heterodoks ekonomi yaklaşımlarına örnekler olduğunu görüyoruz. ABD, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere dünyada geniş bir heterodoks ekonomi literatürü olduğunu biliyoruz
Yorumlar
Kalan Karakter: