Açıklamada, silahlı çatışmaların ve krizlerin kadınları yerinden ettiği, yoksullaştırdığı ve cinsel şiddetin hedefi haline getirdiği ifade edildi. Gazze’de bombardımanlar nedeniyle kadınların temel sağlık hizmetlerinden mahrum kaldığı, Sudan’daki iç çatışmalarda kadınların sistematik saldırılara maruz kaldığı, Yemen’de ise açlık ve sağlık hizmetlerinden yoksun bırakıldığı hatırlatıldı. Ukrayna’da savaşın milyonlarca kadını göç yollarına düşürdüğü, Afganistan’da kız çocuklarının eğitim hakkının fiilen engellendiği, İran’da ise kadınların ekonomik ve siyasal haklara erişiminin kısıtlandığı vurgulandı.
Baro, savaş olmayan ülkelerde de kadınların güvende olmadığını belirtti. Kadına yönelik şiddetin ev, sokak, işyeri ve dijital ortamlarda sürmekte olduğunu, fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel boyutlarda kadınların yaşam alanlarını daralttığını kaydetti. Yapılan izleme çalışmaları, birçok kadının şiddet nedeniyle resmi başvuru yapmak zorunda kaldığını, kadın konukevlerine sığındığını ve kadın cinayetlerinin adli kayıtlara yansıdığını gösterdi. Bazı kadınların defalarca başvurmasına rağmen etkin biçimde korunamadığı ve bazı ölümlerin “intihar” olarak kayda geçtiği belirtildi.
Baro, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin yalnızca bireysel suçlar olmadığını, eşitsizlikten beslenen yapısal bir insan hakları sorunu olduğunu vurguladı. Uluslararası sözleşmeler ve anayasal düzenlemelerle devletlere yüklenen önleme, koruma ve etkili soruşturma yükümlülüklerinin yerine getirilmediği durumlarda, savaş ve barış koşullarında bile kadınların güvencesiz kaldığı ifade edildi.
Açıklamada, “Bu 8 Mart’ta Gazze’de enkaz altında kalan kadınları, Ukrayna’da göç yollarına düşen anneleri, Sudan ve Rojava’da saldırı riskine maruz kalan kadınları, Yemen’de açlığa ve sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılmış kız çocuklarını, Afganistan’da eğitim hakkı elinden alınmış kız çocuklarını ve İran’da kamusal alanda var olmaya çalışan kadınları anıyoruz” denildi.
Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi, kadınların yaşam hakkının evrensel olduğunu, savaş, mezhep, güvenlik veya gelenek hiçbir gerekçe gösterilerek sınırlandırılamayacağını belirterek, kadınlara yönelik şiddet, savaş ve cezasızlığa karşı mücadeleye devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu. Baro, 8 Mart’ı yalnızca dayanışma değil, aynı zamanda hesap sorma günü olarak nitelendirdi.
Yorumlar
Kalan Karakter: