Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki; dinlemekten, araştırmaktan, hatta okumaktan uzak bir zihniyetin karanlığına mum yakmak için çabalıyoruz adeta.
Konuştuklarımız ya da yazdıklarımız eleştirel bazda olduğunda, konunun muhatabının yerine onun çevresindekiler, yakınları ve trol diye tabir edilen (Urfa ağzıyla yellehçıler) hemen savunma moduna girip yarım yamalak Türkçeleri ve oldukça bozuk bir lehçeyle sahibine yaranma uğruna saldırıya geçiyorlar.
Ne idüğü belirsiz bu tipler haklı ya da haksız olduğuna bakmaksızın kendilerini parçalarcasına cevap yetiştirme uğraşına girişirler, hem de bocalaya bocalaya!
Urfa’nın komşulara nazaran gerilerde seyretmesinin sebeplerinden biri, hatta en mühimi bu desek abartmış olmayız.
Bu şehirde yöneticilerin yaptıkları güzel şeyleri ya da yapamadıkları işleri dile getirmek kendini bilen her Urfalının görevidir, olmalıdır da.
Kişinin en doğal hakkı olan eleştiri konunun muhatabı olan yöneticilerce çoğu kez hoş karşılanmasa da onlar dururken onların adına çıkar gölgesinde kendine rol biçen zavallıların cahilane cevapları “Ağanın malı gider Azapın canı gider” sözünü hatırlatır hep.
Pervasız bu saldırılar her ne kadar amacına varmasa da kemik hatırına havlayan bu tiplere taş atmak da beyhude diye düşünüyorum.
Zira bunu çoktan göze almışlardır, yani alışıklardır.
Biz de bu şehirde yaşıyorsak “İt ürür, kervan yürür!” deyiminden hareketle doğru bildiğimizi yanlış bilenlere karşı söylemeye devam edeceğiz.
Kim incinirse incinsin!
“Yanlışlara kim susarsa haindir
Çıkar için göz yumarsa laindir.
Memleketi bir lokmaya satanın
Zihniyeti, variyeti vahimdir.”
Yorumlar
Kalan Karakter: