Ülkem insanı siyaseten şu an rekorlar kitabına girecek tavırlar sergiliyor!
Nasıl mı?
Hayranı ya da yandaşı olduğu partiye adapte olduktan sonra lideri ne derse körü körüne ona inanıyor.
Doğru yanlış fark etmiyor onun için, üstelik araştırma, doğruluğunu test etme zahmetine de gerek görmüyor, ne derse o!
Kendi aklını nadasa bırakan bu oluşumu başka batı ülkelerinde göremezsiniz, sadece Ortadoğu’da ve İslam coğrafyasında yetişen bu inanış belki de çekilen zulümlerin, eziyetlerin, yokluk ve yoksulluğun baş sebebidir.
Lakin kimsenin empati yaptığı, içinde bulunduğu durumu ve sebeplerini soruşturma düşüncesi çabası da yok.
İşin en kolay ve zahmetsiz yolu bu: Liderden medet ummak, her ne olursa olsun peşinden ölümüne yanlışa yürümek…
Baksanıza bir gün kara dediğine çılgınca alkış çalanlar ertesi gün lideri ak deyince yine alkışlıyor.
Niye?
Çünkü ona göre her şeyi lideri biliyor!
Düşünsel yönden bu duruma cehalet deniyor kısaca.
Bu cehalette daha da ileri gidilir bazen; karşıt görüşlü insanların kalpleri kırılır, hakaret edilir gerekirse bu uğurda öldürülür.
“Öl de ölelim, vur de vuralım!” sloganı ise cehaletin tescillenmiş halidir.
Günümüz Türkiye’sinde gelinen nokta, yaşanan durum bu: “Lider odaklı siyaset” yani kodlarsak (LOS)
LOS kelimesi ise Bölgede yaşayan Kürtler için Hile, hurda anlamında kullanılır.
Peki bu durum nasıl düzeltilebilir; insanlar ayılır mı, ya da ayılmak ister mi?
Çıkar ve rant üzerine kurulu bir siyasetten, bu siyasete odaklanan insanlardan bunu beklemek beyhude bir çabadan öteye gitmez.
Hal böyle olunca da huzur en son kavuşulacak bir olgu olarak beklemede kalır hep.
Hz. Muhammed (sav)’ in bile öz kızına: “Kızım babam Peygamber deyip bana güvenip yanlış yapma, ben bile seni kurtaramam” diye tavsiyede bulunması bile Müslüman geçinen günümüz insanlarını saptıkları bu yoldan döndürmeye yeterli gelmiyorsa hiçbir nasihat amacına ulaşmaz.
Peki netice?
Büyüklerin dediği gibi “Bizi ancak musalla paklar!” ötesi beyhude…
Yorumlar
Kalan Karakter: