Yaz mevsimi demek, orman yangınları mevsimi demek midir? Havaların ısınmasıyla beraber her yıl olduğu gibi bu yılda ülkemizde birçok ili etkisi altına alan orman yangınları vakaları görüyor ve duyuyoruz. Gökyüzüne savrulan siyah dumanlar, havada kuşların çaresiz çığlıkları, azalan oksijenimiz ve çaresiz insanlar...
Orman yangınları neden bu kadar çok çıkıyor bu ülkede? İklim krizine bağlı nem oranının düşmesi, sıcakların artması, kuraklık... Sadece doğanın bu şartlarını sıralarsak sorumluları aklamış oluruz. Ülkemizde birden fazla ilde aynı anda çıkan orman yangınları bir tesadüf olamaz. Bu bir sabotaj ve plandır.
Peki ama neden? Otel, villa, rant. Ülkedeki ormanlar birilerinin lüksü ve konforu uğruna yakılıyor ve maalesef ki yasalar sessiz. Ne tesadüf ki yanan ormanların hemen ardından o bölgeler imara veriliyor! Sorun lütfen: yanan hangi ormanın yerine yeniden ağaçlandırma yapıldı?
Peki suçlu kim? Tabi ki de sadece kibriti çakan ya da sigara izmariti atan değil; buna göz yuman, uçağı yerde bekleten, söndürmeyi geciktiren ihalelerdir. Eylem ve sessizlik bir bütün oluncaya kadar orman yangınları alır başını tüm ülkeyi sarar vaziyete gelir...
Peki bizler? Yere izmarit atanlar, ormanı piknik alanı sananlar... Biz de masum değiliz. Oysa ki orman sadece manzara değil, ormanlar bizim geleceğimizdir, gelecek nesillerin yaşama hakkıdır, oksijenimizdir, yaşam alanımızdır...
Doğayı savunmak, ormanları korumak sadece lüks değil aynı zamanda zorunluluktur, mecburiyettir, vazifedir.
Ne yapmalıyız?
- Rant'a karşı durmalı, imarları takip etmeliyiz.
- Yaz ayından önce orman yangınlarında oluşacak yangınlar için alınacak önlemler kamuoyuna duyurmalı ve baskı kurmalıyız.
- "Suçluları ara" kampanyaları başlatılmalıdır.
- Oluşan orman yangınları için eylemler ve propagandalar yapılmalıdır.
- Sessiz kalmamalı.
- Doğa ve ormanları koruyan STK'lara katılıp destek vermeliyiz.
- En önemlisi asla ama asla sessiz kalmamalıyız.
Unutmayalım her sessizlik yeni doğabilecek bir orman yangını felaketinin bir daha getirisidir. Sessiz kalmak, orman yangınlarında sabotaj ve planları yapanlara rahat ve kolay zemin hazırlamak demektir.
Ne yazık ki magazin gündemleri, reelsler, sosyal medya bunların hepsi bizleri sorgulamayan insan haline getirip, tepkisiz tüketiciye dönüştürmüş. Gerçek acıların yerine reels acılarıyla oyalama var.
Doğaya acımayan bir toplum, bir hayvanın ölüsüne de, bir çocuğun açlığına da, bir kuşun çığlığına da, bir kaplumbağanın ya da ceylanın yangında ölmesine de acımaz!
Bugün ağaçların çığlığına kulak vermezsek, yarın nefessiz, oksijensiz kaldığımızda çığlık atarken bizi duyacak ormanlar olmayacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: