Urfa'da artık Gökyüzü mavi değil, alev rengi. Gölgede durmak bile serinletmiyor. Ve termometreler 44 dereceyi gösterirken, hissedilen sıcaklık 60 dereceye dayanıyor.
Bunun sebepleri..:
1) . Standart Ölçüm Yeri ve Koşulları
Meteoroloji istasyonlarında sıcaklık ölçümünün tutarlı ve karşılaştırılabilir olabilmesi için belirli kurallara uyulur:
Meteoroloji hava sıcaklığı Yerden 2 metre yükseklikte ölçüm yapılır. Bu nedenle hisedilen ile meteoroloji sıcaklıkları arasında çok farklıluklar olur.
Ör.meteorolojinin 44-45 derece ölçtüğü sıcaklığı vucüt 55-60 derece şeklinde duyumsar ve bunalım bogucucu sıcaklık oluşturur.
Çünkü :
Termometre, doğrudan güneş ışığından korunur. Bunun için özel olarak tasarlanmış Stevenson Kabini (beyaz, tahta, havalandırmalı bir kutu) kullanılır.
Ölçüm yeri; çimenlik, doğal zeminli ve çevresi açık bir alan olmalıdır (asfalt, beton gibi yüzeylerden uzak).
Rüzgar ve nem gibi dış etkenlerin etkisini azaltmak için uygun yerleşim yapılır.
2) . Ölçüm Türleri
Meteoroloji farklı türlerde sıcaklık ölçümleri yapar:
Modern Teknoloji ile Ölçüm
Bugün birçok meteoroloji kurumu sıcaklık ölçümünü:
Dijital hava durumu istasyonları
Otomatik meteoroloji gözlem istasyonları (OMGİ)
Uydular (genel yüzey sıcaklığı verisi verir, yerel değil)
Radar ve uzaktan algılama cihazları ile yapmaktadır.
Bu resmi ölçüm şekilleri, Urfa'nın betonarme yapı yoğunluğu,agaç yetersizliği ve beraberinde ilgililerin yeterli olmadığı gibi duyarsızlığıda cabasıdır.
Bu nedenle .:
Urfa’da artık yaz mevsimi değil, yaşam savaşı yaşanıyor."
Son günlerde Şanlıurfa’da hissedilen sıcaklık resmi kayıtlara göre 58 dereceye ulaştı.
Beton yapılar ısıyı tutuyor, nem az ama güneş dik ve acımasız. Bu sadece “çok sıcak” demek değil. Bu, “çalışmak hayati risk taşıyor” demek.
Elektrik Yok, Su Yok: Gölge de Kalabalık
Gündüz saatlerinde bazı mahallelerde saatlerce süren elektrik kesintileri, serinleme şansı bırakmıyor. Klimalar çalışmıyor, buzdolapları bozuluyor. Susuzluksa ayrı bir mesele. Su motorlarının çalışması bile elektriğe bağlı. Dolayısıyla mahalleler hem sıcak hem susuz hem de umutsuz.
İŞ HUKUKU NE DİYOR BAKALIM..
Sahada Çalışanlar İçin Bu Sıcaklık Tehlikeli Değil, Ölümcüldür.
İnşaat işçileri, fırın ustaları, tarım işçileri... Bu insanlar sabah 06.00’da iş başı yapıyor, çoğu akşama kadar doğrudan güneş altında. Üstelik çoğu zaman molasız, klimasız ve güvenliksiz.
Hissedilen 58 derece, bilimsel olarak insan bedeninin dayanma sınırlarının çok ötesinde. ABD OSHA (İş Güvenliği Kurumu), 38 derece üzerindeki ısıda yoğun fiziksel çalışmanın ısı çarpması riskini artırdığını söylüyor. 58 derece ise artık “gölgelik” değil, yasa ile korunma alanıdır.
Türk İş Kanunu, “sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın tehlike” hâlinde işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı olduğunu belirtir (Madde 13). 58 derece hissedilen sıcaklık bu tanıma rahatlıkla girer.
Ancak sahadaki gerçek şu: İşçiler bu haklarını kullanamıyor.
Çünkü:
İşten atılma korkusu var.
Denetim eksikliği var
Taşeron sistemleri sorumluluğu bölüyor ve sorumluluk almıyor.
Devletin yalnızca sıcaklıkla değil, çalışma koşullarıyla da mücadele etmesi gerekiyor.
Bunun için.:
Çalışma ortamları için ( Ne Yapılmalı? ) Çözüm Önerileri
1. Çalışma Saatleri Değiştirilmeli
Gündüz çalışması askıya alınmalı; örneğin sabah 05.00–10.00 ve akşam 18.00–22.00 arası vardiyalar teşvik edilmeli.
2. Isıya Dayanıklı Çalışma Kıyafetleri Dağıtılmalı
Kamu ve özel sektör, gözenekli, nefes alan giysi ve baş koruyucular temin etmeli.
3. İşyeri Denetimleri Artırılmalı
Sıcaklık 40 derecenin üzerine çıktığında sahaya çıkılması yasayla düzenlenmeli, denetim ekipleri otomatik harekete geçmeli.
4. Elektrik ve Su Altyapısı Güçlendirilmeli
Şanlıurfa gibi sıcak bölgelerde yaz ayları için özel altyapı yatırımları yapılmalı. Özellikle şebeke elektriği için yedek sistemler kurulmalı.
5. Acil Serinleme Merkezleri Açılmalı
Belediyeler, mahallelerde ücretsiz klimalı “serin odalar” kurmalı. Tıpkı afet toplanma alanları gibi, ısı dalgası merkezleri oluşturulmalı.
6. Tarım İşçileri Korunmalı
Mevsimlik işçilerin barındığı yerler gölgelik, klimalı ve düzenli suya erişimli hale getirilmeli. Aksi hâlde bu işçiler, yazın en savunmasız grubu olmayı sürdürecek.
7. Çalışanlar Bilgilendirilmeli
Belediyeler, işçi sendikaları ve muhtarlıklar üzerinden halka ısı çarpması, sıvı kaybı ve korunma yöntemleri hakkında sade ve yaygın bilgi dağıtmalı.
Sonuç: Sıcaklık Değil, Sistemsizlik Yakıyor
58-60 dereceyi hissetmek başka bir şey; bu sıcaklıkta hâlâ çalışmak zorunda olmak başka bir şey. Urfa’daki işçiler sadece sıcağa karşı değil, ihmâle, sessizliğe ve güvencesizliğe karşı da direniyor.
Bu yaz geçecek. Ama bir sonraki daha da sıcak olacak. Eğer bugünden sistemli bir mücadele başlamazsa, Şanlıurfa gibi şehirler gelecekte yaşanamaz hâle gelecek.
Bu yüzden artık sadece “çok sıcak” demek yetmez. Sıcaklıkla birlikte emek, yaşam ve insan hakkı da gündeme alınmalı.
1) Devlet Ne Yapmalı?
Sıcak hava dalgaları artık “istisnai” değil, “yeni normal”dir. Bu nedenle devletin, iklim krizini bir afet politikası kapsamında ele alması kaçınılmaz hale gelmiştir.
1. ) Yasal Koruma Genişletilmeli
İş Kanunu’nda yüksek sıcaklıkla ilgili özel düzenlemeler yapılmalı. Örneğin, 40°C üzerindeki açık hava çalışmaları otomatik olarak durdurulmalı; işçiye ücretli izin verilmeli.
2. ) Yerel Yönetimler Desteklenmeli
Büyükşehir belediyelerine “ısı eylem planı” hazırlama ve uygulama zorunluluğu getirilmeli. Bu planlar kapsamında:
Serinleme merkezleri,
Soğuk içme suyu dağıtım noktaları oluşturulmalı,
Gölgelik bekleme alanları kurulmalı.
3.) Enerji ve Su Altyapısı Güçlendirilmeli
Yaz aylarında artan tüketime karşı yedek trafo sistemleri kurulmalı.
Su kesintilerini önlemek için acil hatlar ve tanker desteği hazırlanmalı.
4. ) Tarım İşçilerine Yönelik Eylem Planı Hazırlanmalı
Mevsimlik işçilerin barınma ve ulaşım koşulları iyileştirilmeli. Tarla saatleri resmi olarak sabah ve akşam serin saatlere kaydırılmalı.
5. ) Eğitim ve Bilgilendirme Seferberliği Başlatılmalı
Sağlık Bakanlığı ve AFAD iş birliğiyle sıcak çarpması, dehidrasyon ve korunma yöntemleri halka anlatılmalı. Okullarda, muhtarlıklarda, camilerde broşür ve seminerler düzenlenmeli.
Peki Halk Ne Yapmalı..?
Devlet düzenler ama birey de sorumluluk almalı. Sıcak havayla mücadelede her yurttaşın kendi sağlığı ve çevresi için bazı önlemleri uygulaması gerekir:
1.) Serin Saatlerde Hareket Edilmeli
11.00–17.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkılmamalı. Gölgelik alanlar tercih edilmeli.
2.) Su Tüketimi Artırılmalı
Günde en az 2–3 litre su içilmeli. Şekerli ve gazlı içeceklerden kaçınılmalı.
3. )Sıcağı vucüda yansıtmayan Giyim Kuşam Uyarlanmalı
Açık renkli, bol, nefes alan pamuklu giysiler tercih edilmeli. Kafayı direkt güneş ışınlarından korumalı ,şapka takılmalı.
4.) Yaşlı ve Hasta Komşular Göz Ardı Edilmemeli
Sıcak çarpmasına en duyarlı gruplar yaşlılar, kronik hastalar ve çocuklardır. Komşular birbirini gözlemlemeli, yardım edilmeli.
5. )Elektrik ve Su İsrafından Kaçınılmalı
Serinlemek için klima kullanılsa da gereksiz açık bırakılmamalı. Su kullanımında da dikkatli olunmalı ki sistem çökmesin.
6. )Yerel Yönetime Talepler Yönlendirilmeli
Halk, belediyeden talepte bulunmalı: “Parkta serin alan istiyoruz”, “Mahallemize seyyar su dağıtımı yapılsın” gibi. Sessizlik çözüm üretmez.
KIRSAL MAHALLE KISAS...
Elektrik ve Suyun Olmadığı Mahallelerde Yaşam: Sessiz Kriz ve KERBELA ..
İşte Zurnanın Zırt dediği yer. yani seçim ve Sonrasındaki arguman .
Şanlıurfa’nın kenar mahallelerinde yaz aylarında yaşanan sıkıntı artık bir altyapı sorunu değil, bir insanlık sorunu haline gelmiştir. Hissedilen sıcaklık 58 dereceyi bulurken, bazı hanelerde elektrik kesintisi 6–8 saati, su kesintisi ise tüm günü buluyor. Bu durum, özellikle dar gelirli vatandaşlar, çocuklu aileler ve yaşlılar için “hayatta kalma mücadelesi” anlamına geliyor.
Bu kavurucu sıcaklar Urfa ve özel de KISAS ' da Ne Gibi Sıkıntılar Yaşanıyor?
A) ELEKTİRİK KESİNTİLERİ.:
Dedaş Başlıbaşına bir kangran sorunu , hergün ama hergün istisnasız saatlerce elektirik kesintileri ve üstüne gündüz boyuna sokak lambalarının yanılı olup abonelere fatura olarak yansıması,
Klimalar, vantilatörler, buzdolapları devre dışı kalıyor. Gıdalar bozuluyor.
B) SUSUZLUK. :
Kerbelayı 1450 yıl ötede aramaya gerek yok buyrun hemen agzınızın içinde Şehir kırsalı ve özellikle 10.000 ne dayanmış nüfusu ile kısas ortada işte Kerbela, 1970 li yıllardan kalma yetersiz ve hijyeni olmayan ayaklı su deposu,
Elektrikli su motorları çalışmıyor, depo olsa bile suya erişilemiyor ve su depolarındaki sularrın hijyen ve içilebilirliği ne kadar kontrol ediliyor, yada ediliyor mu.?
Kronik hastalar ve çocuklar için Akşam saatlerinde havasız ve sıcak ortamlar uykusuzluk ve tansiyon problemlerini artırıyor.
SORUNLARIN YARATTIĞI ETKILER.
Serinlemek için duş alma, temizlik yapma, yemek pişirme gibi temel ihtiyaçlar karşılanamıyor.
El yıkama, hijyen eksikliği çocuklarda hastalık riskini artırıyor.
Çoğu aile su satın almaya mecbur kalıyor. Bu da ekonomik baskıyı artırıyor.
Kimler Daha Fazla Etkileniyor?
Bebekli anneler (sıcak havada mama hazırlama, temizlik, hijyen büyük sorun),
Kronik hastalar (özellikle tansiyon, kalp ve solunum rahatsızlığı olanlar),
Yaşlılar (terleme kapasitesi düşük olduğundan ısı çarpmasına açıklar),
Çocuklar (dehidrasyona daha hızlı giriyorlar).
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ.:
A) KISA VADELİ ( Acil ) Çözümler
(Devlet ve Yerel Yönetim):
1.)Mobil Su Tankerleri Gönderilmeli
Su olmayan mahallelere düzenli aralıklarla tankerlerle içme ve kullanım suyu sağlanmalı.
2.)Jeneratör Destekli “Serin Noktalar” Kurulmalı
Mahalle camileri, okul bahçeleri veya sağlık ocaklarında jeneratörlü serinleme alanları kurulmalı.
3.)Acil Yardım Hattı Açılmalı
Sıcak çarpması veya uzun süreli kesintiler için yerel yönetimce 7/24 destek hattı oluşturulmalı.
4.)Klima ve Vantilatör Desteği Sağlanmalı
Sosyal yardımlaşma vakıfları, ihtiyaç sahiplerine yaz dönemi için serinleme ekipmanları temin etmeli.
5.)Temizlik Paketleri ve İçme Suyu Dağıtımı
Sağlık Bakanlığı ve belediyeler, hijyen paketleri (ıslak mendil, dezenfektan, sabun) ve şişe su dağıtımı gerçekleştirmeli.
B) Orta ve Uzun Vadeli Çözümler:
1.) Elektrik Altyapısı Güçlendirilmeli
Her yaz artan enerji tüketimine karşı yazlık trafo destek programı oluşturulmalı. Özellikle dar gelirli mahalleler öncelik almalı.
2.)Su Depolama Sistemleri Geliştirilmeli
Belediyeler, su kesintisine karşı her mahallede merkezi su deposu veya hidrofor sistemleri kurmalı.
3.) Isı Dalgalarına Uyum Planı Hazırlanmalı
AFAD ve Çevre, Şehircilik Bakanlığı koordinasyonuyla ısı dalgasına karşı “ulusal dirençlilik planı” hazırlanmalı.
4.) İklim Dostu Sosyal Konutlar Üretilmeli
Yeni yapılarda doğal serinleme teknikleri (havalandırma koridorları, yeşil çatılar, gölgelendirme) zorunlu hale getirilmeli.
5.)İzleme ve Raporlama Sistemi Kurulmalı
Hangi mahallede ne kadar süreyle su ve elektrik kesildiği açık şekilde kamuoyuna raporlanmalı
Ey halkım,
Sessizler İçin Konuşma Zamanı
Sıcaklık sadece hava durumu değildir. Bir mahallede su yoksa, elektriğin gölgesi bile yoksa, orada yaz “doğal afet” gibidir. Bu sadece “sıcakla mücadele” değil, onurlu yaşam hakkı mücadelesidir.
Devlet planlamalı. Belediyeler uygulamalı. Halk ise yalnız bırakılmamalıdır.
Yani.: .
Türkçesi Aglamayana mama yok.
Not.: yazı teknik konularda uzman görüşüne baş vurulmuştur.
Yorumlar
Kalan Karakter: