Şanlıurfa bugün büyük potansiyeline rağmen küçük hesaplarla yorulmuş bir şehir görüntüsünde.
Oysa bu topraklar; paylaşmayı, dayanışmayı, birlikte üretmeyi bilen insanların şehridir.
Artık bu şehirde “hesutluk” değil, uzlaşı konuşulmalı.
Şanlıurfa, kadim bir şehir…
Tarihiyle, kültürüyle, inancıyla, insanıyla bereketli bir coğrafya.
Ama bu bereketli topraklarda son zamanlarda sessiz kırgınlıklar, küçük hesaplar, hesutluklar çoğaldı.
Oysa Urfa’nın geçmişi, birlikte iş tutan, el ele veren, komşusuna omuz olan insanların hikâyesiyle doludur.
Bugün Urfa’nın en çok ihtiyacı olan şey; yeniden birbirini dinleyen, birlikte düşünen, aynı sofrada oturabilen bir anlayıştır.
Siyasette, meslek dünyasında, sivil toplumda ya da günlük hayatta...
Uzlaşı yeniden kök salmadıkça, bu şehir potansiyelinin yarısını bile kullanamaz.
Şanlıurfa, genç nüfusuyla, üretim gücüyle, kültürel derinliğiyle büyük bir şehir.
Ama bu büyüklük, birlikte hareket etme bilinciyle anlam kazanır.
Küçük hesapların, kişisel çıkarların, dar kadroculuğun ötesine geçip
“Urfa kazansın” diyebildiğimiz gün, gerçekten nefes alacağız.
Artık bu şehirde hesutluk yok olsun.
Kimin ne dediğine değil, Urfa’ya ne kazandırdığına bakalım.
Mevki için değil, memleket için el ele verelim.
Birbirimizi kırmadan, küçültmeden, ötekileştirmeden yürüyelim.
Bugün Urfa’da uzlaşıyı savunmak zayıflık değil, bilgeliktir.
Farklı düşünenleri aynı masada buluşturmak cesarettir.
Bu şehirde yeniden huzur, güven ve üretkenlik istiyorsak;
önce kalplerdeki önyargıları, dillerdeki sertliği yumuşatmalıyız.
Urfa, gürültüyle değil; anlayışla, dayanışmayla ve ortak akılla büyür.
Artık birbirimizi susturmaya değil, birbirimizi duymaya ihtiyacımız var.
Çünkü bu şehir, uzlaştığı her dönemde güçlendi.
Şimdi yeniden, birlikte nefes alma zamanı.
Unutmayalım:
Urfa’nın havası paylaşınca güzeldir; hesutlukla değil, uzlaşıyla bereketlenir
Yorumlar
Kalan Karakter: