Dünya ülkelerinde özellikle 1950'li yıllardan sonra Eğitim müfredatı bilimsel evrim teorileri ışığında kurumsallaştırılarak, sözüm ona süper güç olan Amerika, Almanya, İsrail, Çin, Rusya vb ülkelerin tamamının 1950’ki yıllardan sonra değişime gitmeleri ve netice itibarı ile kişilerin inançlarına ( isteyenlerin ) karışmadan okullarında özellikle Ortaöğretim ve Üniversitelerinde ağırlıklı olarak bilimsel eğitime dönüşmeleri sonucu geçmiş yılların zor ve karanlığından üretken güçlü ve yöneten durumuna dönüştüler.
Bugün Rusya'nın eğitim müfredatı 1914 Rus devrimine rağmen sosyalist Materyalist ideoloji çerçevesinde yönlendirilmek istenmesine rağmen oradaki ağırlıklı Ortadoks ve Katolik anlayış ve ruhani ağırlık, doğanın ve canlı yaşamın özelllikle tarım ve sanayi sektörünün kendiliğindenciliği eksenli düşünce baskın gücü nedeni ile evrimsel dönüşüm tohum çeşitlenmesi, eşleştirme tür değişimi vb işlemler yapılamadığı için dibe vurma noktasına gelmiş ve Başka ülkelerden ithal etme çabası içine girmişlerdi, ama bunun yanında Uzay çalışmaları ile 1954-60 döneminde insansız hava araçları ile dünyanın etrafında dolanmaları, hem Amerika, Almanya. İngiltere gibi ülkelerin üstünlük ve güç gösterisi nedeni ile ilgi odağını bilime dönüştürmelerine Rusya’nın da 1960 sonrasında Mevcut Bitki ve Gıdalar üzerinde Gen'leri üzerindeki çalışmaları ve bu bağlamda Ruhani anlayışın dışına çıkarak yeni türler ve daha çok mahsul elde etmelerine neden olmuştur.
Amerika, Almanya ve İsrail gibi ülkeler ise bu tutumlarını Uzay çalışmaları öncesi Tarım ve Sanayi alanında tohumlar, bitkiler üzerinde Tek tip gıda üzerinde GEN' lerinde değişiklik kavramı üzerinde bilimsel ve evrim ( Dönüşüm ) yasasını baz aldıkları için 1967 yılında oluşan İsrail'in hemen hemen dünyanın sayılı ihracat yapan ülkeleri sıralamasına çıkmalarına neden olmuş, Amerika ve İngiltere de bu yönlü Köklü değişimler yaşanarak Üniversitelerinde özellikle Orta öğretimden başlayarak (dinsel derslere değil) bilimsel derslere ağırlık vermek süreyi ile Bilimin tarım alanında, Sanayi alanında Ekonomik yansımalarını ellerine geçirmelerine neden olması sağlanmıştır.
İnançsal eğitim, ülkelerin gelişiminde etken değildir.
Çünkü ;
Ruhani ilim sadece kişilerin ahiret anlayışı ve o tarafa yatırımı üzerine ağırlıklı olup bu zeminde yani yaşarken geçinmenin ilerlemenin, güçlü ekonomi ve kazanımlar elde etmenin ve kendi halkının temel ihtiyaçlarına çeşitlilik, fazla üretim, ilaç, gübre, tarım, sanayi anlamında hiç bir etkisi beklenmez, amaçlanmazda.
Sadece inançsal emirler Emir telakki edilerek şükür ve Razı olma eylemi üzerinde durulur. Sanki bilimsel ve evrim anlayışı ile yapılan eğitim ve dolayısı ile kalkınma ilahi varlığa karşı duruş olarak algılanır olmaya ve bununda Cezai müeyyidelerinin varlığı anlatısı ile Eğitim müfredatlarında ağırlıklı olarak Biat-Şükür üzerine kurulu dinsel ahiret anlayışlı programlarının dışına çıkmaları istenmektedir, algısı yaratılmaya çalışılır ve istenmez ama bilimsel eğitim olmayınca da dışa bağımlılık, sosyal ve psikolojik patlamalar ve dolayısı ile en ufak bir sıkıntı, arz-talep ilişkisi hemen anında ekonomiye, piyasaya doğal olarak da halka yansımakta ve sıkıntılar problemler yaşanmaktadır.
Dini eğitimler, isteyenler için verilmelidir, ama genel kuralın Bilimsel ve Evrensel eğitim müfredatı ile kendine yetme ve dışarıya ihracaat ve dolayısı ile halkın müreffeh olması ve yine ülkeler bazında etkin güç kuvvet telakki sine yardımcı en azından o şekilde imaj bırakılması gereklidir.
Bu gün İran-İsrail-Amerika Savaşlarını dışardan bakılımızda İran'ın Molla rejimine rağmen İsrail'e, Amerika ya kafa tutmasının perde arkası eğitim müfredatıdır. Sokaklarında mollalar vardır ( cübbe,Sarık ) ama Orta öğretimden itibaren tüm eğitimleri bilimsel temelli ve evrim anlayışı nedeni ile kendine yeter ve dışarıya bağımlılıktan kurtularak karşı duruş ve gücünü kabul ettirme bu vesile iledir.
Peki .;
Ülkemiz neden bir Amerika, bir İran, bir Rusya gibi eğitiminde bilimsel devrimler yapmasın, neden gençliği hurafe karanlığına zorlasın, neden tarikatlara malzeme köle biatçı yetiştirme gafletine girsin, neden dışımızdaki ülkelere muhtaç ve bağımlı olalım hele ülkemiz doğası, suyu, güneşi, ormanı, verimli toprakları olmasına rağmen neden A' dan Z' ye her şeyimiz, Sanayisi, Silahı, Uçağı,
Hububatı, Şekeri, vb gıda ürünlerini ve canlı hayvanları neden ithal edelim, bizler bilimsel eğitim müfredatını uygularsak insanlarımız özelliklerde gençliğimiz aptal mıdır, ne eksiğimiz ya da eksikleri var başkalarından..!
Bilimsel eğitim sonucu bilim insanlarımız çeşitli tohumları evrimleştirebilir, ilaçlarını üretebilir,
Anatomileri ve Gen' leri ile ilgili daha sağlıklı ürünler üretebilir ve İsrail'e, Amerika'ya, Endonazya’ya, Uganda’ya vb ülkelere muhtaçlıktan kurtulup üstüne bizler ihraç eder duruma gelemez miyiz ...!
Dinsel, inançsal teoloji öğrenmek bu konuda eğitim almak isteyenlerin alanlarını okullarını tercihlerini ( Zorunlu yerine serbest ve iradeleri doğrultusunda yaparak ) kullanmalarına izin vermek sureti ile ama dayatmadan onlar için eğitim kurumları oluşturulabilir.
Fakat Ülke genelinde özellikle ortaöğretimden itibaren Bilimsel Eğitim müfredatı yapmak sureti ile Okul koridorlarından ve genç dimagların beyinlerindeki tarikat tohumlarını sökmek zorundayız.
Okul koridorları Tarikat barikatlarından arındırılmalı ve Bilimsel eğitim kurumlarına dönüştürülmelidir.
Bunları yapmak çok da zor olmasa gerek, ama üst akıl, akıl hocaları, büyük patronlar, şeyhler tarikatlar ne der, nasıl bunlardan icazet alabiliriz 'i düşünürsek işte burada ÇUVALLAR-IZ-SINIZ, Büyük bir yüreklilik ve Vatanseverlik aşkı ile elini-mi-zi taşın altına koymak zorundayız. Yoksa UÇURUMUN KARANLIĞI ÇOK YAKINIMIZDA.
Yorumlar
Kalan Karakter: