Öncelikle burada iki kavram üzerinde durmalıyız, İçten mi dıştan mı, ya da diğer deyimle Aşkın mı, İçkin mi olmalıyız.
Toplumsal yaşamın temelleri aslında bilinçli ve isteyerek ( farkında olmasak bile ) felsefik ve teolojik iki eksen üzerine kuruludur, Felsefe ve teoloji yaşamın olmazsa olmaz iki bütünüdür.
Fakat asıl sorun burada, yöneten erklerin sorunsalları çözüm süreci içerisinde takındıkları tavır ve uygulama davranış biçimleridir. Bu sorunsallar hem iç sorunlar ( ekonomi, işsizlik, ücret dengesizliği, eğitim vb ) hem de dış sorunlardır ( ülkeler arası diyaloglar, barış ve savaşlar, ticaret vb ) her iki konuda bir ülke için çok ama çok önemli sorunsallardır. Bu sorunsalların odağı yöneten kişi ya da kişilerin ( Yönetim şekillerine göre, tekil ya da tümel olabilir ) aldıkları alacakları kararlar öncesinde içinde bulundukları kendi epistemolojik ( bilimsel konumları ) değerlendirmeleri ve yaklaşım tarzlarıdır.
Şayet yöneten-ler AŞKIN tutum takınıyorlarsa bu durum, olayları dışardan izleyen hiç bir duygusal yada fiziksel bağ kurmadan ezbere yada birilerinin akıl hocalığı ile toplum yaşamının veya ülkeler stratejisinin gerçekliğinin idrakinde olmadan tepeden inme BEN hareketli çözüme yönelik olmayan AN' ı kurtarma amaçlı sonrasında kaosu getirecek kararlardır.
Çünkü.;
Karar alıcı-lar iç dinamikleri yaşamadan hissetmeden, algılamadan ve sebep-sonuç ilişkisine bakmadan hatta idrak etmeden yaptıkları ve ileriyi değil bugüne münhasır o an için olandır, sonrası mı, ( Saldım Çayıra Mevlam kayıra ) olur.
Ama, İÇKİN kararlar almak yani sorunsalları ardını önünü sebep-sonuç ilişkilerini tespit ederek ve bu doğrultuda en az 10-20 yıllık ( genelde 5 yıllık planlar yapılıyor amma çok da yetkin olmaz ) plan ve projeler ile içeriklerin toplumdaki ülkedeki yansımalarını, eğitimde, hukukta, İş alanlarında, ücretlerde vb karşılığı ve geriye dönüşümünün neler getireceğini-Götüreceğini
bizzat içinde yaşayarak, ailesi, çocukları, torunları yani yarınları için nasıl bir ülke nasıl bir gelecek bırakabileceği ve bunların toplumsal yaşam içindeki huzuru, birlikteliği nereye taşıyacağının tespitleri ile birlikte bizzat Evrensel normlar, uygulamalar ve geçmiş deneyimler baz alınarak ve yine yukarıda da bahsedildiği üzere BEN değil BİZ anlayışı ile diğer deyimle AŞKIN ( Dışarıdan emreden ) değil İÇKİN ( içinde bizzat yaşayarak duyumsayarak, hissederek ve idrakinde olmak sureti ile ) olacak bir yaklaşım sergilenirse Hem felsefi hem teoloji hem de yaşamsal terminolojilerinin gerçekliği ortaya konulmuş olur. Bu vesile ile halkın ve ülkenin geleceğine yönelik karanlık olmayan ışık tutan bir yöneten-ler olarak taktir edilir.
Kısa ve öz olarak;
AŞKIN olan Kendi egosuna yenik düşerek karanlığı ve kaosu, İÇKİN olan ise Kendi-leri ile beraber Ülkeyi Halkı ve yarını Aydınlığa taşırlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: