Birlikte yaşadığımız bu topraklar bin yıllardır nice medeniyetin, nice milletin evi oldu. Farklı diller, dinler, kültürler burada birbirine karıştı; kardeşlik, komşuluk, akrabalık bağıyla bir araya geldi. Kürt’üyle, Arap’ıyla, Türk’üyle bu halk, birlikte acılar gördü, birlikte destanlar yazdı. Şimdi aynı şekilde, birlikte barışın inşasını da gerçekleştirmek bizim elimizde.
Bugün hâlâ terörün, ayrımcılığın, kutuplaşmanın gölgesinde yaşıyoruz. Oysa ki gerçek tehlike bu halkların birliğini bozmaya çalışan ellerdir. Bizler birbirimizi tanıdıkça, konuştukça, omuz omuza verdikçe onların oyunları bozulur.
Barış sadece silahların susması değildir; barış, gönüllerin buluşmasıdır. Terörsüz bir Türkiye hayali, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil; eşitlik, adalet ve kardeşlikle mümkün olur. Herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, kimliğini bir tehdit olarak değil bir zenginlik olarak gördüğü bir ülke kurarsak, işte o zaman kalıcı huzura ulaşırız.
Bugün doğuda bir köyde tarlasında çalışan bir Kürt gencinin de, güneyde bir Arap annenin de, batıda bir Türk işçinin de hayali aynıdır: huzur içinde yaşamak, çocuğuna güzel bir gelecek sunmak, kimliğinden ötürü ötekileştirilmemek. Bu ülkenin gerçeği budur. Bizi bölen değil, birleştiren yanlara odaklanmak zorundayız.
Bayrağın altında hepimiz varız. Bu topraklarda, bu cumhuriyette, bu kardeşlikte herkesin yeri var. Kimi zaman aynı sofrada, kimi zaman aynı cephede, kimi zaman aynı okulda buluştuk. Bugün de aynı gelecek için buluşmalıyız.
Unutmayalım: Kürt, Arap, Türk kardeştir. Bu kardeşlik, barışı büyütür. Bu kardeşlik, terörü yener. Bu kardeşlik, Türkiye’yi yarınlara taşır.
Yorumlar
Kalan Karakter: