Din..;
İnanırlarına, Sevgiyi, inancı, itaati, yaratılış tarihini, evrenin nasıl ve kaç günde var edildiğini, yaşam içinde kişiler arası ilişkiler, hukuk, paylaşım, tapınma ve hepsinin üstünde, dinler tarafından anlatılan her şeyin doğru olduğu ve olduğu gibi kabul edilerek itaat edilmesini, yaratıcıya karşı sorumluluk bilinci içerisinde söylenen, anlatılan konulmuş kural ve kaideler, yasalar hiçbir şekilde neden niye niçin nasıl sorularını sormadan olduğu şekli ile kabul etme zorunluluğu ( biat ) olduğu ve yaratıcının her var ettiği şey (doğanın, iklimin, denizlerin, dağların,
Hayvanların, uzayın, evrenin ve özellikle insanların)lerin kaderlerini ne zaman nasıl nerede ve ne şekilde yaşayacağı ve yaşam süresi içerisinde karşılaşacağı tüm olgu ve olayların tanrısal irade ile oluştuğu bu nedenle, gerek doğanın, tüm hareketlerinin Tanrı emri üzere oluştuğu ve onun taktiri olduğu ve bu duruma rıza gösterip olan olaylara ve hatta ölümlere (Deprem, Savaş, Katliam vb ) sabır ve şükür ederek, asla sorgulanması, oluşu hakkında bilgi istenmesinin bu nedenle sorgulamanın bile suç teşkil edeceği ve bu durumunda Aykırı tavır nedeni ile cezalandırılacağı veya mükafatlandırılacağı (Cennet-Cehennem) iradi taktir olduğu söylemi ile sabır ve metanet, şükür ve özellikle sorgusuz biat edilmesi gerektiği anlatılır ve bu konularda insanlar duyarlılık gösterip kabullenirler,
BİLİM..;
Bilimin görev alanı varoluş veya yaradılış değildir, kendi içinde bu ayrılmalar, Metafizik, ontoloji, teolji bilimleri olarak ayrışsa da, tümünün genel yani ortak anlayışı, sorgulama üzerinedir.
Evren nasıl var edildi veya oluştu, Gezegenler, Galaksiler, Canlı yaşam, Denizler, Ormanlar, Hayvanlar, insanlar nasıl ne zaman ne şekilde hangi evrimlerden geçerek, hangi katmanları kat ederek var oldu, bu var oluş kaç yıl önce başladı.
Dünyamızın yaşı, evrenin yaşı, Galaksilerin yaşı bunların oluşum şekilleri, iklimlerin oluşum şekilleri, Güneş ve evrenin hareket şekilleri, saatleri, denizlerin ve içindeki-dışındaki canlı yaşamın oluşum aşamaları, günümüz insanının olduğu oluştuğu zamandan bu güne ne gibi evrelerden geçtiği ya da direkt bu günkü şekilde mi var olduğu.
Bugünkü insanlarla, Önceki tarihsel yaşamlarda ki insanların yapısal değişimleri var mı neden nasıl, ırklar, kimlikler nasıl oluştu, bitki oluşumları evrimsel değişimleri ve tüm doğa, mikrobik hücreler, genetik durumlar, enerji, deprem, sel, iklim oluşumları gibi tüm yaşamı ilgilendiren, her alanda, Hukuk ya da kanunlar sağlık, yaşam, çoğalım, etkileşim, kan gurubu,
karakter, uzay vb alanlar üzerinde sürekli ve sonsuz Sokrates’in söylediği "Değişmeyen tek şey Değişimin Kendisidir" ilkesi baz alınarak dinlerin var ediliş tarihi anlatımı şekiller ve olguları sorgulama tekniği ile gerektiğinde LABARATUAR, gerektiğinde yerinde DOĞAL incelemeler, fosiller, kaya parçaları, deniz dipleri, Yer katmanları,
Gökyüzü katmanları Gezegen döngüleri iklimlerin saatlerin oluşumu gibi akla gelebilecek tüm oluşumların oluşum şekillerini NE ZAMAN,
NASIL, NEREDE, NİÇİN gibi Sorgulamalar yöntemi ile aktif çalışmaları ile insanlığa geleceğe adımlar ve ne gibi nasıl tedbirler alınması yönünde çalışmalardır.
Hiçbir şekilde, Bilimin görevi, Yaratıcının varlığını yokluğunu sorgulamak olmamıştır.
Sadece bu sorgulamalar sureti ile yaşadığımız geçmişi, geleceği ve anı anlamak ve bu doğrultularda faydalı tedbirler alınmasını sağlamaktır…
Kişiler, ya da Din popülizmi veya materyalizm bu ikilem arasında kendi çıkarları doğrultusunda kullanıcılarının elinde oyuncak yapılmış ve böylece akıllıca yaşam yerine çıkarcı yaşamı kolaycılığı ve bedavacılığı ortaya koyup, sömürü malzemesi ya da asimile aracı olarak kullanmaktadırlar.
SORUN ŞU..;
Ülkemiz gençliğine dayatılan ve her eğitim öğretim yılında eklenen yeni eğitim müfredat programında, 4-5 yaş gurubuna kadar indirgemeci tutum ve kararların (Teoloji ve biat anlayışı) gelecek nesilleri izin bilişim sorunu yaşamalarına sebep olacakları ve eğitim yuvalarında Bilim yerine eleştirel yaklaşım Eğitimi ve serbest kürsü anlayışı oluşturmak yerine karar tepeden dayatılmaktadır.
Bu suretle gelecek 10-20 yıllarda Bilim ve araştırma yerine hurafe ve bidat anlayışı hakim olacak ve böylece daha çok şükür, daha çok oy daha çok Toplum psikolojisi ile çürüme sağlanmış olacaktır.
Burada iş ailelere düşüyor, kimseye inanç dayatması veya inanmama dayatması yapmayan evrensel bilim ve uluslararası eğitim düzeyinin sağlanması için çocuklarımızı özgür bırakmalı ve okullardaki eğitim müfredatlarındaki baskıcı bidat ve biat anlayışı yerine sorgulamayı eleştirmeyi, irdelemeyi önceleyen ama kimsenin inancı üzerinde de baskı unsuru oluşturmayan, gerçek yaşamda gerekli ilim ve bilim öncülü oluşturacak eğitim müfredatı talepleri oluşturulmalıdır.
NOT ..;
Bilim insanlara inanma demez, sadece Sebeplerini ve Çözümlerini sorgula der.
Çünkü.; tanrı ile biatçıları arasında olmak için değil, çözümler üretmek için vardır.
Yargılamak ve Sorgulamak ve tabii ki de biat ve şükür kişiseldir.
Yorumlar
Kalan Karakter: