Bugün takvimlerdeki o neşeli başlığın bizim dünyamızdaki karşılığı koca bir boşluk. Herkes "annelik" kutsamasından bahsederken, biz anneler mahkeme koridorlarında, teknik dosyaların karanlık labirentlerinde bir iz, bir hak, bir nefes arıyoruz. Bizim için Anneler Günü, eline çiçek almak değil; o enkazları ruhumuza yıkanların, geleceğimizi betonlara gömenlerin hesap vermesini beklemektir.
Elimizdeki o teknik dosyalar, sadece mühendislik verileri değil; bizim koparılan canlarımızın, yarım kalan hikayelerimizin dökümüdür. Bilirkişilerin "ihmal" dediğine biz "cinayet" diyoruz. Onların "eksik malzeme" dediği yere biz "evlat " diyoruz. Bir binanın kolonlarındaki o eksik demirler, aslında bir toplumun ahlakından, liyakatinden ve vicdanından çalınanlardır.
"Sabredin" diyenlere cevabımızdır: Sabır, bir bekleyiş değil, bir dirençtir. Ancak adaletin kapısında geçen her saniye, o enkazın altında geçen asırlar kadar ağır. Biz, evlatlarımızı metrekarelerle ölçen, canımızı istatistiklere sığdıran o soğuk bürokrasiye alışmayacağız. Çünkü anne olmak, sadece doğurmak değil; evladının hakkını hukukunu son nefesine kadar takip etmektir.
Soruyorum; hangi bilirkişi raporu bir annenin rüyalarındaki o boşluğu doldurabilir? Hangi mahkeme kararı, bir çocuğun hiç çekilemeyen mezuniyet fotoğrafını bir kareye sığdırabilir?
Gözümüz artık gökyüzünde mucize aramıyor; biz adaleti o tozlu klasörlerin içinden söküp alacağız. Bilirkişilerin kaleminden çıkacak her kelime, ya adaletin terazisini doğrultacak ya da vicdanları bir kez daha enkaz altında bırakacaktır. Bizim için gerçek Anneler günü, 10 Mayıs değil; hakikatin o beton yığınlarının arasından gün yüzüne çıktığı gündür.
Eğer bugün bir vefadan bahsedeceksek; önce "Deprem Anneleri" demeyi, onların sessiz çığlığını duymayı öğreneceğiz. Çünkü gerçek annelik, enkaz altından sadece bedenleri değil, adaleti de elleriyle kazıyıp çıkarmaktır.
Kendi sıcak yuvalarında huzurla uyuyanlar bilsin ki; o "haberim yoktu" dediğiniz her kolonun altında bir annenin ahı var. Ve o ah, gerçek adalet yerini bulana dek peşinizi bırakmayacaktır.
Giden gelmiyor, biliyoruz. Ama sebep olanlar, uykularında bile rahat bulamayacak. Bir annenin vebalinde, o evladına duyduğu sonsuz özleminde ve dindiremediğiniz bu öfkesinde boğulacaksınız.Yakanızı bırakmayacağız.
Sığınağı gökyüzü olan, acısını dik duruşuyla örten tüm deprem annelerine Selam olsun, evladının hakkını bir namus borcu gibi omuzlarında taşıyan vakur annelere.
O raporlar neyi gizlemeye çalışırsa çalışsın, bizim hafızamızda suçluların isimleri çoktan mühürlenmiştir.
"Söz bitti, şimdi sıra adaletin o enkazı kaldırmasındadır."
Yorumlar
Kalan Karakter: