Binlerce öğretmenin görev yaptığı Şanlıurfa’da, depremde yıkılan öğretmenevinin hâlâ yapılmamış olması başlı başına bir ayıptır. Ancak asıl sorun, bu ayıbın bir “müjde”ye dönüştürülmek istenmesidir.
Öğretmenevinin yeniden yapılması için yıllardır harekete geçilmemesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gelip açıklama yapmasının beklenmesi; açıkça siyasi bir beklenti, açıkça bir siyasi acziyet göstergesidir.
Şanlıurfa’da artık temel ihtiyaçlar bile siyasi malzeme hâline gelmiştir. Yol, okul, sağlık, barınma… Hepsi birer propaganda aracına çevrilmiş durumdadır.
Böyle bir ortamda öğretmenevi gibi sıradan ama elzem bir yapının bile “müjde” başlığıyla sunulması vicdani değildir. Bu, insani bir sorumluluk değil; siyasi bir hesap ürünüdür.
Depremin üzerinden üç yıl geçmiştir. Üç yıl…
Bu sürede bir öğretmenevi yapılmamış, yapılamamış; daha doğrusu yapılmak istenmemiştir. Çünkü mesele ihtiyaç değil, vitrindir. Çünkü mesele çözüm değil, kimin açıklayacağıdır.
Yerelde siyaset yapan şahısların kendi başlarına karar verememesi, hiçbir konuda inisiyatif alamaması, Şanlıurfa’yı sürekli bir “oy deposu” ve “siyasi malzeme” hâline getirmiştir. Bu şehir, kendi sorunlarını konuşamayan, kendi ihtiyaçlarını dile getiremeyen bir tabloya mahkûm edilmiştir.
Bir öğretmenevinin yapımı için bile harekete geçmek yerine bakanın gelişini bekleyen yerel siyasetçiler; basiretsiz bir siyaset çizgisine sahip olduklarını bir kez daha ortaya koymuştur. Yerel irade yoktur. Cesaret yoktur. Sorumluluk yoktur.
Basiretsiz siyasetin doğal sonucu proje kabızlığıdır. Şanlıurfa da tam olarak bunu yaşamaktadır. Üreten değil, bekleyen; karar alan değil, talimat kollayan; çözüm sunan değil, gölgeye sığınan bir siyaset anlayışı hâkimdir. Sürekli “ağa beyler”, “ağa babalar” üretilmiş, yerel siyaset bu isimlerin arkasına sığınarak kendini var etmeye çalışmıştır. Gelinen noktada bu ağa babalar, adeta put hâline getirilmiştir.
Oysa mesele basittir.
Bir öğretmenevi…
Sıradan bir yapı…
Yapılması zor olmayan, yapılması zorunlu olan bir ihtiyaç…
Ama bu ihtiyaç, yıkıldıktan üç yıl sonra “müjde” diye sunuluyorsa; ortada hizmet değil, siyasi kabızlık vardır. Ve bu kabızlık, Şanlıurfa’nın yıllardır kurtulamadığı en büyük sorundur.
Bu şehir artık müjde değil, sorumluluk istiyor.
Açıklama değil, icraat istiyor.
Gölge değil, irade istiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: