Başlık parası bu bölgede dün ortaya çıkmış bir mesele değil. Çok eski tarihlerden bu yana var olan bir gerçeklik. Bunu inkâr etmek, yok saymak ya da sümen altı etmeye çalışmak anlamsızdır. Toplumsal meseleleri halının altına süpürerek çözemezsiniz. Gerçek varsa konuşulur, tartışılır, eleştirilir.
Buraya kadar bir sorun yok.
Ancak asıl sorun, bu meselenin özellikle sosyal medyada Şanlıurfa’yı ve bu kentin insanlarını karalamak için bir malzeme haline getirilmesidir. “Başlık parası” başlığı altında öyle bir algı oluşturuluyor ki, sanki bu şehirde kız çocukları açık artırmayla satılıyor. Sanki Urfa’da evlilikler para pazarlığından ibaret. Bu çarpıtma bilinçlidir, maksatlıdır ve düpedüz iftiradır.
Daha da vahimi, hayatının hiçbir döneminde Şanlıurfa sokaklarında yürümemiş, bu kentin kültürünü solumamış, insanını tanımamış birtakım sosyal medya şarlatanlarının ahkâm kesmesidir. Batı’daki klavye başından, birkaç istisnai örneği genelleyerek bütün bir şehri yaftalamak kolaydır. Zor olan, sahaya inmek, gerçeği görmek ve adil konuşmaktır.
Son günlerde ortaya çıkan bir sosyal medya figürünün çektiği videolar tam da bu kirli algı operasyonunun parçasıdır. Öyle bir tablo çiziliyor ki, sanki başlık parası yüzünden Urfa’da kimse evlenemiyor. Sanki gençlerin tamamı bu nedenle mağdur. Bu söylem, gerçekle bağını koparmış bir şovdan ibarettir.
Evet, başlık parası tartışılabilir. Eleştirilebilir. Hatta yanlış bulunan yönleri açıkça ortaya konabilir. Ama bunu yaparken bir kenti topyekûn töhmet altında bırakmak, milyonları zan altında bırakmak ne gazeteciliktir ne de ahlaktır.
Sosyal medyada algı üretmek kolaydır. Birkaç dramatik örnek, birkaç ajite cümle, biraz da bağırıp çağırma… İzlenme gelir. Beğeni gelir. Takipçi artar. Peki ya geriye ne kalır? Karalanmış bir şehir, aşağılanmış bir toplum ve gerçeği çarpıtılmış bir kültür.
Daha üzücü olan ise sözde gazetecilerin bu şarlatanlığa payanda olmasıdır. Sorgulamadan, araştırmadan, meselenin arka planına bakmadan yapılan her paylaşım bu değirmene su taşımaktır. Gazetecilik hakikatin peşinden gitmektir; sosyal medya figürlerinin reklam kampanyasına figüranlık yapmak değil.
Eleştiri; düzeltmek, iyileştirmek ve değer katmak için yapılır. Eğer amacınız çözüm üretmekse, meseleyi bağlamından koparmaz, insanları hedef göstermez, bir kenti toptan suçlamazsınız. Var olan bir sorunu kişisel çıkar, şöhret ve izlenme uğruna köpürtmek ise düpedüz ahlaksızlıktır.
Şanlıurfa’yı tartışmak isteyen buyursun gelsin, konuşalım. Yanlış varsa yüzleşelim. Ama kimse bu şehri sosyal medya şovuna meze yapmasın.
Çünkü bu şehir, üç beş videodan ibaret değildir. Bu şehir, köklü bir tarihin, güçlü bir kültürün ve onurlu insanların memleketidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: