Şanlıurfa’da bazı isimler vardır; yaptıklarıyla değil, dokundukları hayatlarla anılır. İşte “Kaleci Ferhat” da bu isimlerden biri. Hani derler ya, “Şirin’in kalbinde bir Ferhat var”… Urfa’da da garibin, gurebanın kalbinde bir Ferhat var.
Ama bu Ferhat, masallardaki gibi sadece bir aşkın peşinden dağları delen biri değil. O, gerçek hayatın içinde; gece demeden gündüz demeden, elindekini olmayanla paylaşan, ihtiyaç sahibine koşan bir gönül insanı.
Yoksulun Kapısını Çalan Bir İsim
Haliliye’de, Eyyübiye’de, şehrin kenar mahallelerinde sıkışıp kalan insanların imdadına yetişen Ferhat, sessiz ama derin bir iz bırakıyor. Onun hikâyesi reklamla, gösterişle değil; dua ile, gönülle yazılıyor.
Bazen bir hastanın kapısını çalıyor, bazen yetimin başını okşuyor. Kimi zaman dul kalmış bir kadının derdine ortak oluyor, kimi zaman da öksüz bir çocuğun yüzünü güldürüyor. Her gittiği yerde sadece yardım bırakmıyor; umut da bırakıyor.
Dağları Aşan Bir İyilik Hikâyesi
Efsanelerde Ferhat, Şirin için dağları aşmıştı. Bizim Ferhat ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için hayatın zorluklarını aşıyor. Yorulmadan, yılmadan, karşılık beklemeden…
Onu görenlerin gözleri gülüyor. Çünkü onun gelişi, sadece bir yardım değil; aynı zamanda “yalnız değilsin” mesajı taşıyor. Belki de bu yüzden, adı dillerde değil ama kalplerde büyüyor.
Şanlıurfa’da Umudun Adı Oldu
Bugün Şanlıurfa’da birçok insan için Ferhat, bir isimden çok daha fazlası. O, zor zamanlarda kapıyı çalacak bir dost, karanlıkta yakılan bir ışık gibi görülüyor.
Toplumun en kırılgan kesimlerine dokunan bu tür insanların kıymeti, çoğu zaman geç fark edilir. Ama Ferhat gibi isimler, şehirlerin gerçek zenginliğidir. Çünkü onlar, parayla değil, merhametle büyür.
Kaleci Ferhat’ın hikâyesi, bize bir şeyi hatırlatıyor: İyilik hâlâ var. Hem de en sessiz, en derin haliyle…
Takdir etmek yetmez belki. Ama en azından görmek, bilmek ve örnek almak gerekir. Çünkü bazen bir şehir, tek bir insanın yüreği kadar güzel olabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: