Hayvan sevgisini sıkça dile getiriyoruz. Belediyeler sosyal medyada barınaklar inşa ettiklerini gururla paylaşıyor. Ancak asıl soruyu sormanın zamanı geldi: Bu barınaklar gerçekten yaşanabilir mi, yoksa sadece göstermelik mi?
Şanlıurfa gibi yaz aylarında sıcaklığın 45 dereceyi aştığı bir şehirde, beton ve toprak zemin üzerine atılmış birkaç teneke, iki parça briket ve gölgesiz alanlardan oluşan barınaklar ne kadar koruyucu olabilir? Bu yapılar hayvanlara güvenli bir yuva sunmak bir yana, onları Urfa sıcağında kavrulmaya şimdiden mahkûm ediyor.
Bu, adeta modern çağda hayvanlara uygulanmış sessiz bir işkenceye dönüşüyor.
Yeşillendirme çalışmaları yok denecek kadar az. Doğal gölgelik alanlar sağlanmamış. Serinletici sistemler ya hiç yok ya da göstermelik. Hayvanların hem fiziksel hem psikolojik sağlığına uygun olmayan bu ortamlar, iyi niyetle yapılan bir hizmetin eksikliklerle nasıl işkenceye dönüşebileceğinin acı bir örneği.
Hayvanlara dair sorumluluğumuz sadece onları sokaktan toplamakla sınırlı değil. Onlara yaşanabilir bir ortam sunmak da bizim insanlık görevimiz. Gölgelik alanlar, temiz su kaynakları, doğal hava sirkülasyonu ve psikolojik uyaranlarla zenginleştirilmiş alanlar olmadan, bir barınak sadece dört duvar arasında sıkışmış çaresizliğin adıdır.
Belediyelere çağrım şudur: Göze değil, cana hitap eden barınaklar yapın. Sıcaklık haritalarına değil, vicdan haritalarına bakarak hareket edin. Unutmayın, bir canın rahatı; bir toplumun vicdanıdır.
Aksi durumda barınak değil işkence alanları oluşturulacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: