Ortadoğu bir kez daha yangın yerine döndü. İsrail, bölgede ulaşmak istediği her hedefin önündeki engeli yok etmek için hiçbir sınır tanımıyor. Kadın, çocuk, sivil demeden her yere saldırıyor, katliam üstüne katliam gerçekleştiriyor. Görünen o ki, bu gidişat sadece hedef değil; aynı zamanda bir mesaj: “Karşıma çıkan herkes bedel öder.”
Ancak asıl acı olan, bu vahşet tablosu karşısında İslam dünyasının derin sessizliği. İsrail’in kanlı saldırılarına karşı birkaç cılız kınama mesajı, birkaç toplantı çağrısından öteye geçemeyen sözde tepkiler… Arap ülkeleri, kendi jeopolitik ve ekonomik hesaplarına halel gelmesin diye adeta üç maymunu oynuyor. Sözde İslam ülkeleri, İsrail ile iyi ilişkiler kurmanın yollarını ararken, Filistinli ve diğer ülkelerin çocukları toprağa gömülüyor.
Bu suskunluk içinde, bir ülke yıllardır İsrail’e karşı en net ve tutarlı duruşu sergiliyor: İran. Tüm ambargolara, yaptırımlara, ekonomik baskılara ve askeri tehditlere rağmen İran, İsrail’in karşısında durmaktan geri adım atmadı. Ve şimdi, geliştirdiği uzun menzilli füzelerle, İsrail’in "dokunulmaz" sandığı Demir Kubbe sistemini delik deşik ediyor.
Tel Aviv başta olmak üzere birçok İsrail kenti, İran füzelerinin hedefi oldu. Bu beklenmedik saldırılar karşısında paniğe kapılan İsrail, yine alışıldık bir refleksle Batı'nın kapısını çaldı. Dünyanın jandarması konumunda olan katil ABD ise her zaman olduğu gibi, Ortadoğu’daki şımarık çocuğunu yalnız bırakmadı. Koruma refleksiyle harekete geçti, askeri hazırlıklarını başlattı.
Ama işin en çarpıcı tarafı şu: ABD, bu saldırıları Müslüman ülkelerdeki üslerinden gerçekleştirecek. Evet, yanlış duymadınız. İran’a karşı atılacak her adımda kullanılacak üslerin hepsi İslam coğrafyasında.
- Birleşik Arap Emirlikleri: 3.500 ABD askeri
- Bahreyn: 9.000
- Katar: 8.000
- Suudi Arabistan: 2.700
- Ürdün: 3.000
- Irak: 2.500
- Suriye: 900
Bu veriler, sadece ABD'nin askeri varlığını değil, İslam dünyasının bağımlılığını ve edilgenliğini de ortaya koyuyor. Müslüman ülkelerin topraklarında konuşlanmış ABD güçleri, şimdi başka bir Müslüman ülkeyi vurmak için harekete geçecek. Ve bu ülkeler, tıpkı daha önce olduğu gibi, bu kez de kafalarını kuma gömmeyi tercih edecek.
Bu tablo bize bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortadoğu’da akan kanın tek sorumlusu katiller değil. Seyirciler de en az katiller kadar suçludur. Çünkü sessizlik, çoğu zaman rızanın başka bir adıdır.
Şimdi sormak gerekiyor: İsrail katlediyor, İran direniyor, ABD saldırıyor… Peki, İslam ülkeleri ne yapıyor?
Cevap ne yazık ki çok açık: Hiçbir şey.
Yorumlar
Kalan Karakter: