Evrende her canlının özellikle akıl ve zekasını kullanabilen (kullanamayan) bir inanma duyusu vardır, bunun yanında birde bilmesi gerekenler elbette olacaktır. İşte asıl mesele, bilerek inanmak mı yoksa bilmeden inanmak mı..?
Tarihler boyu gerek gündelik yaşamımızda gerekse eğitim kurumlarında bizlere anlatılan (Söylence) bilgilere inanalım mı yoksa o bilgileri sorgulayıp gerçekliklerini öğrenelim mi sonra var oluş şekline göre kendi belleğimizde zeka EQ'muzda irdeleyerek yorumlayarak dayanak ve belgeli kaynaklar doğrultusunda bilip inanmak, sizce hangisi daha mantıklı, ya da hangisi daha inandırıcı ..?
Mesela, çok bariz bir örnek verelim, Hürmüz Boğazının Nerede olduğu hangi ülkelerin kullanımı alanında olduğu kaç km uzunluğunda olduğu vb bilgileri, okumadan sorgulamadan hatta imkanlar ölçüsünde yerinde görmeden, desem ki, Hürmüz Boğazı İspanya ile Afrika Kara kıyasını ayrıştıran bir girişi çıkış noktasıdır, bu söylediğime (Ahmet söylüyorsa doğrudur inanalım) inanacak mısınız, yoksa kaynakları, coğrafik alanları, haritaları ve konumlarını sorgulayıp gerçekte bu boğazın ispanya ile uzaktan yakından ilgisinin olmadığı İRAN bölgesinin (iç deniz) ulaşım yolu olduğunu bilerek doğruluğunu teyit ederek mi kabul edersiniz yada inanır mıyız, bilir miyiz..!
İşte ,ülkemizin içine düştüğü düşürüldüğü yada düşürülmeye çalışıldığı Sistemler, gerek eğitimde, gerek, inanma anlamında gerekse topluma bakış açısı anlamında hep " İNANMAK YETERLİ " alışkanlığı ve kabul üzerine inşaa edilmektedir. Elbette ki inanmak güzel ve doğrudur fakat Aptal yerine konularak " ZIR CAHİL" bir ANLATIM ve ANLAYIŞ ile inanmak yada BİLMEK doğru değildir olmamalıdır.
Bugün Okullarımızdaki eğitim sistemleri, üniversitelerdeki bilimsel ve akademik çalışmalara verilen değer ve önemsenme ile ne idiğü belirsiz, nerede okumuş, akademik çalışma yapmış, hangi alanda uzmanlaşmış ve topluma ülkeye geleceğe neler verebilmiş yada vermiş sorgulaması yapılmadan,, yapılan dayatmalar BEN YAPTIM OLDU, mantığı bilmeyi engelleyen en büyük zülümdür.
Bilme olmadan inanmak Cehalettir, Bidattir ve kullanılabilecek köleler yetiştirmek hatta ileri aşaması kendimize ,ülkemize geleceğimize zararlı ORDU yetiştirmekle eş değerdedir.
Hiç bir (Varlıklı, imkanı olan, siyasette, mecliste tavan yapmış, istisnalar kaideyi bozmaz) kişi-ler kendi alt soylarına ülke içinde eğitim aldırmazlar, çünkü tüm eğitim kurumları HATİP olmuş durumdadır. Haliyle ne yapıyor ya, İngiltere'de, Amerika'da, Almanya'da, Fransa'da vb yerlerde okutuyorlar, bizler ise boş-beleş diploma (Kâğıt parçası) alma peşinde biat ve bilgisiz inanma üzerine buralarda eğitime zorlanıyoruz çünkü, şartlarımız namüsait.
Bilmek mi, inanmak mı derken, Söylemim inançları ya da dinleri sorgulamak yargılamak asla değil , bilimsiz inanmak toplumsal zafiyeti doğru ve sonuçta kullanılabilen, yönlendirilebilen, aykırı olmayan, çağın gereği olan, bilimi ve aklımızı zekamızı kullanma imkanı ve şartları olmayan sürü mantığı ile hareket ettirilen yığınlar oluruz.
Bilimi öğren, bilmeyi sorgula, aklını kullan, zekanda test et sonra İNAN ...
Yorumlar
Kalan Karakter: