İnsanlığın varlığı ile beraber gerek tek tanrılı dinlerde gerekse çok tanrılı dinlerde Oruç başlı başına bir yer tutmakta ve bu oruçlar her inanca ve ibadete göre şekil, amaç ve gayeleri itibarı ile farklılıklar arz etmektedir. Her ne amaç ve şekilde olursa olsun hemen hemen tüm inançlarda mevcut olan bu oruç aç kalarak kendini ıslah etme şeklidir.
Ama günümüzde her ne kadar belli şekil, şartlara bağlı ise de bunun tek ve en önemli şekli şartı kişinin aç kalarak hem fiziksel bedeninde hem de ruhsal maneviyatında sakinlik, dinginlik, uluhiyet, sabır ve hoş görüyü içselleştirmek ve kendi nefsini terbiye etmek ıslah etmek yatmaktadır.
Gel gör ki ve maalesef günümüz insanları ve özellikle aklı evvel din ulemaları tüm fetva, telkin ve söylemlerinde yukarıda zikr edilen düsturlarda atıp tutar ve hatta “Peygamberimiz böyle oruç tutardı, böyle yatardı, böyle yerdi, böyle konuşurdu, şöyle paylaşırdı.” diyerek kendilerinin asla ve kat’a yapmadıkları yapmayacakları duruşları fakir fukara halka yükleyip, ve inançlarda, hele özellikle İslam inancında ibadetin ve yardımların gizli yapılması şartına rağmen bir şekilde TV'lerde Kameralar önünde yalaka ve yağcı yağdanlık medyaya servisler yapılarak sözüm ona İftar çadırları adı altında garibanın yemek muhtaçlığını, açlığını muhtaçlığını deşifre etme kendilerine saraylarında villalarında (garibanların yoksulların rüyalarında bile göremeyecekleri) malikânelerinde ki sofralarını gizleyerek kuş sütü, can dermanı eksik olmayan her türlü zıkkımlıklarını yiyerek ağızlarını burunlarını silip tekrar açlık yoksulluk ve din edebiyatı ile insanların beyinlerini yıkamaktan öteye gitmeyen bir şiar oluşmaktadır. Bu şekilde Allah'a ulaşmak , Allah aşkına ibadet etmek halktan mazlumdan garibandan açlığa şükür etmeyi istemek kendilerinin sofralarından da binlerce hatta milyonlarca insanın rüyasında bile göremeyeceği envai türlü yemekleri yiyerek artıklarını bile birileri nemalansın faydalansın diye (hayvanlara bile) vermeyerek çöpe boca eden bu güruh kalkmış halka insanlara orucun farzlarını, kar ve zararlarını anlatıyor…!
Evvela orucun ne olduğuna ne olmadığına bakalım.: Bir defa Oruç; ‘’AÇ KALMAK’’ değildir.
Evet kural ve kaideleri anlatılır, yazılır amma herkes için geçerlidir.
Belirli saatlerde inanç gereği belli kural ve kaidelere göre yemekten imtina etmek ama bu imtinadan kastın aç kalmaktan ziyade nefsi köreltmek, yardımlaşma duygularını artırmak, vicdan muhasebesi yapmak başka insanların içinde bulundukları yokluk, sefalet ve perişanlığı idrak ederek iki gözün göremeyeceği şekilde yardımcı ve destek olmak, vicdan muhasebesi ile kendi silikliğini kötülüğünü çirkefliğini ıslah ederek tövbe ederek bir daha tekrarlamamaktır.
Aç kalarak sağa sola saldırmak, yalan yanlış, sahte söylem anlatımlarda bulunmak, kendisinin bile yapmadığı yapamayacağı tavsiye ve telkinlerde bulunmak değildir. Bunun yerine sükûnetini ve haleti ruhiye sini ıslah ederek, hatalarını yanlışlarını sorgulayarak hatasından yanlışından sarfı nazar edip bir daha yapmamak terbiye etmek, mağdur, sefil halkı kandırmamak, yalan söylememek, çalmamak, midesi ile beraber gözlerinde nefsinde bedeninde açlığı yaşamak ve yapmaktır. Yukarıdaki ahvali yapamayan yapmayan yaşamayan, aç olmasına (oruçluyum diye) rağmen aynı çirkef ve pislik içerisinde cebelleşen kişilerin oruç tutmaları sadece ve sadece kendi kendilerine sahtekârca eziyet etmekten başka bir anlam ifade etmez. İbadet bilerek bilinçli olarak ve tamamen ıslah olmak için yapılandır. Yoksa Dost pazarda görsün, TV ler önüne çıkıp ben orucum demekten yalan söylemekten başka hiçbir anlam ifade etmez, iftar çadırlarında boy gösterip kameralar önünde şovmen olmak sizin sadakatli değil riyakar sahtekarlığınızın göstergesidir (bir elin verdiğini diğer el anlamayacak söylemi unutulmamalıdır) Şayet gerçekten inancınıza sadık iseniz Allah’ı kandıramazsınız boşuna yorulmayın. Gerçekten itikaden iyi niyet ve düsturu ile oruçlu olanların Orucu kabul olsun aşk ile ..
Yorumlar
Kalan Karakter: