Dilimize yerleşmiş olan Düşman kavramı. Sadece ülkemiz veya aile özelimiz menkul ve gayrimenkullerine göz koyan bizlerden olmayan yani ırkımızdan inancımızdan olmayan yabancı uyruklu kişi veya ülkelerin işgaliyesi nedeni ile tanımlanmış bir öteki yapma argümanıdır.
Bu düşman kavramı illa da dışımızda aramamız şart mı. Kendi özümüzde içimizde hatta kendi vatandaşımızda belki de büyük büyük laflar eden sözde demokrat vatansever ya da milliyetçi Dindar kişilerde arasak olmaz mı yada yanılır mıyız… ön yargılı olmadan ve at gözlüklerimizi de atarak durum değerlendirmesi yaparsak göreceğiz ki. Aradan geçen yüzlerce yıla oranla kavramlar yorumlar yaşamlar ve bakış açıları bile kendi içinde “evrim geçirmek zorunda” tavırlar davranışlar ve EGO’ların insanları nasıl satın aldığı ve düşmanlaştırdığını bunların yabancı olmasına gerek yok Anne Baba bir kardeş bile olsa..!
Yüz yıl öncede binlerce yıl öncede bu duygular ve yaşamlar vardı ama bizler insani ve tarafgir düşünce kritiğinde dar bir bakış açısı içerisinde olduğumuz için ufkumuzun penceresinin kanatlarını dörtlü açmadığımız veya açmak istemediğimiz için bu durumları hiç kritik yapmadık ve kendimizi Düşman tanımlamasında sadece bizden olmayan ÖTEKİ olarak değerlendirdik.
Peki. Aynı ailenin aynı ülkenin çocukları vatandaşları olan bizlerin gerek günlük yaşamlarımızda gerek yaşam sürecimiz içinde aynı ideolojinin neferleri. Aynı inancın inanırları hatta aynı hukukun haklarından yararlanma hakkımızın olduğu bir toplumsal yaşam içinde kişisel olarak aynı haklardan aynı hukuk şeklinden aynı ve eşit şekilde ayrımsız yararlana biliyor muyuz…?
Seçme ve seçilme yasası gereği herkesin seçilme hakkı olmasına rağmen seçilme yani aday belirleme sürecinde aklınız vicdanınız ve hukuksal anlayışınızı tarafsız olarak baktığınızda sizin. Bizim seçtiğimizi mi sanıyorsunuz yoksa bizlere dayatılanı seçmek hatta bırakın seçmeyi kabullenmek zorunda mı bırakılıyoruz. Seçilenlerin aynı ülke sınırlarında seçmenleri ile aynı hukuku paylaştığını mı sanıyorsunuz, seçtiklerinizin asıl olan bizler adına kararlar alması ve alınan kararlar dışında kendilerine özel bir statü yani ayrımcılık olmaması karinesi etik kural olması gerekirken sizce seçtiğiniz ile aynımı yaşamı sürüyorsunuz, en basitinden çocuklarımızın eğitimlerinde işe yerleştirilmelerinde ekonomik ve sosyal yaşamlarımızda kim yada kimlere hangi hukukun uygulandığını ve neden bunların böyle üstünlerin hukukuna sahip olduklarını hiç kendimize sorguladık mı..?
Düşmanlığın sadece ÖTEKİ olması ile ilgili olmadığını kendi iç dinamiklerimizde bile adına düşmanlık demesek bile düşman anlayışı kadar ayrıştırıcı ötekileştirici bir şiar ve anlayış ile karşı karşıya olduğumuz ve bu durumunda gayet doğal bir durum olduğu şekli ile bizlere belleklerimize kazındığını ama bunun hiç de etik olmadığı vicdani olmadığı hukuki olmadığı ve özellikle eşitlikçi yada inançlarla ilgili olmadığının farkına varırız.
Madem Cumhuriyet madem Demokrasi ve maden inanç ile insanca yaşamak ise seçen ile seçilenlerin aynı hukuka tabii olması. Aynı yaşam şartları içerisinde olmaları, yüzlerce polis ya da özel hareket koruması ile gezmelerine gereksinim duymamaları.
Hangi dilden hangi inançtan olursa olsun hoşgörü ve kabul anlayışı içinde olunmalı ve gerek eğitim gerek sosyal haklar gerek ekonomi ve gerekse iş gücü durumlarında ayrıcalıklı sınıf anlayışının olmaması gerektiğini anlamamız gerekir.
Yoksa kendi düşman anlayışımız içimizde bizlerce var edilmekte ve beslenmekte olur…
Yorumlar
Kalan Karakter: