Barış ve Demokrasi insanların dilleri inançları kimlikleri cinsiyetleri hatta siyasi düşünsel farklılıkları ne olursa olsun, Ülke sınırları içinde birlikte öteki beriki yapmadan hoşgörü ve kabullenme ile hatta destek vermek sureti ile birlikte yaşamak ve yaşatılan bilmektir.
Demokrasi zaten başlı başına insanca ve özgürce kimsenin kimseyi yok saymadığı kabul ettiği birliktelik ve siyasal Yönetim şeklidir, ne zamanki, bu demokrasi, Din temeline ırk temeline veya ideoloji temeline indirgendirmeye indirgenmeye başladımı işte o zaman Demokrasi biter TEOKRASİ yani Dikta başlar.
Bu durumda hangi şekilde olursa olsun barış kavramı askıda kalır ve kimselerin eli ayağı bu barışa erişemez, sadece ortalarda dolanan masal dedi kodu olur.
Eğer bir ülkede yada ülkemizde Demokratik bir Barış olacak ise,
Öncelikle,
Devlet kendini geri plana çekmeli ve izlemeli, kurulan komisyonlar, çalışma grupları veya adına her denilmiş ise tarafsız ve bagımsız, Her kesimlerle, Kürtlerle,Asker aileleri,Gerilla aileleri,Cumartesi anneleri,Siyasi parti temsilcileri,Köy ve Mahalle komusyonları, inançsal yada felsefi manada da ayrık olan Hristiyan ,Yahudi,
Alevi halkından ve bu halkların önerdiği ( Devletin seçtiği değil ) halkı temsil etme hakkı verdiği il,ilçe,mahalle ve köyler ile Bunların koordinatörleri yani SERÇEŞME ve OCAK pir'leri ile ayrıntılı görüşerek arz ve talepleri alınarak toplanacak fikirler argümanı harmanlanıp herkesi 4/4lük memnun etmek mümkün olmasa da 4/2 lik memnuniyet ve daha arkası gelecek şekilde kapı aralığı bırakacak şekilde Yasal ve Anayasal temel kanunlarda değişikliğe gidilerek gerçek anlamda Demokratik Barış temelleri atılmalıdır ve bu şekilde atılabilir kabulde görür.
Ancak,
Devletin yada teokrasinin belirlediği kişiler ile görüşmeler yapmak ve görüşmelerde kendi ana dillerine müsamaha göstermemek zorlamak dilleri yada inançları ( ben istedim oldu ) dayatmak ve ayrık inançlı halkların inanç merkezlerine alanlarına aykırı bir inancın mesken,ibadethane kurs vb yerleri dayayarak açtırmak, en başta zaten bu barışın baltalanması ve Demokrasi nın söylemde kalacagı hissini verir ve vermektedir.
Ne demokrasi ne Barış görüşmeleri nede komisyonlarının tutum ve bakış şekillerinin doğru olmadığı sadece Zaman kazanma ve karşıdaki halk ve inançlarla alay etmenin ötesine gitmediği gitmeyeceği bilinmelidir.
Bu durumda,
Konuşan,yorumlayan dinleyen,yetkililerin duyarlı ve sağ duyulu olması Demokrasi ve Barışı içine sindirmesi ve öncelikle ve özellikle kendisinin kabullenmesi şarttır.
Aksi taktirde Aynadaki ile sahnedeki kimlikler farklı oldumu çok ABSÜRD ve dayatma bir yaklaşım olur ve kimseler inanmaz inanmıyorda...
Böyle biline ve durum değerlendirmesi süreci toparlama ve gerçekçi olma Dilek ve temenilerimle diyor aşk ile selamlıyorum...
Yorumlar
Kalan Karakter: