İnsanın en trajik çelişkisi, kendisine zarar verene bağlanmasıdır.
Bu bağlanış bazen bireysel ilişkilerde görülür; kimi zaman da toplumların kaderine yön veren siyasal ve sosyal düzlemlerde. İşte bu hal, “celladına âşık olmak” deyimiyle özetlenir.
Toplum Mühendisliği ve İtaatin İnşası celladına aşık yapmanın en basit ve masrafsız yolu Toplum mühendisliği yaparak yalanı yanlışı olmamışı, yapılmamışı din ekseninde örgütleyip, inançlı ve kullanılmaya müsait biatçı zihniyeti gerek sosyal alanda, gerek TV’ler aracılığı ile gerek troller vasıtası ile gerekse ve en önemlisi din tüccarlığı ve korku baskısı ile yapmaktır.
Toplum mühendisliği,
Bireylerin düşünce dünyasını, değerlerini ve algılarını şekillendiren bir süreçtir. Eğitim, medya, din, siyaset ve kültür üzerinden yürütülen bu süreç, bireyi “itaat eden” konuma getirir. Özgür irade yavaşça törpülenir, sorgulama yetisi körelir.
Biaat ve itiatçılık..:
İnançlı insanlar hele birde kendi inancı üzerinde herhangi bir okuma araştırma kendi dilinde öğrenme anlama vb gibi yoruma ve us'a dayalı sorgulamayı Günah saydırmak sureti ile , kendilerini her şeyin en iyisi bilgini dürüst ve hatasızı hatta zaman zaman söylendiği üzere (Peygamber hata yapar ama biz asla..) gibi kendi sahtekarlıklarına alet kullanmak sureti ile toplumu biatın pençesinde istedikleri yöne çevirerek ,(tabir yerinde ise evire çevire benzetmek) halden iradeden, eğitimden,
kültürden niçin neden sorularına cevap arama cihetine gidilmemesi içinde Cehennem maşası kullanılır, öte yanda kendileri kırk fırıldağı envaı türlü yolsuzluğu sahtekarlığı yapmalarına rağmen ( Ne mutlu o Fakirlere ki cennette baş köşededir) kolay aldatma sanatı ile ezmeye ve Allah'ı Kur'an'ı, peygamberi hiç çekinmeden kendilerine maşa yapmaktan gocunmadan işlerini bu dünyayı kendilerine Cennet Halka Cehennem yaparlar. Sebep biat, sorgulamanın yapılmaması ve itaattir.
İtaat kültürü, zamanla gönüllü bir sadakate dönüşür. İnsan, kendisini ezen güce sadece katlanmaz; aynı zamanda ona hayranlık da duyar. İşte bu noktada “celladına âşık olma” hali ortaya çıkar.
Ekonomik Boyut:
Ekonomik düzende, halk çoğu kez kendi emeğinin sömürüsüne rıza gösterir. Yoksullaştıran, borçlandıran, adaletsizce vergi yükleyen sistemlere rağmen insanlar, bu düzenin devamını sağlayanlara umut bağlar. Çünkü bağımlılık ve korku, sadakati besler.
Bir torba makarnaya, kömüre üçbeş kuruş dul yetim aylığına çocuk bakım ve hasta bakım ücretleri gibi sosyal devletin yapması zorunlu olan bu nakdi paralarla sanki kendi ceplerinde ne, şirketlerinden veriyormuş gibi yaparak çok güzel süsleme ballandırma ve tanıtımlarla, aslında bir nevi Sahtekarlıklarını dolandırıcılıklarını kapatma penceresi olarak ve aynı zamanda bu nakdi para ve yardım alanlarında duygusal bağlamda ( X sağ olsun şöyle yaptı bunu yaptı, önceden bu varmaydı kim verdi vb) kolayda oy deposu yapma yolunu da açmış olarak ekonomik anlamda da köleleştirme yolu, yani emeksiz bedava kazanma.
Ama bunun kaynağı nedir nereden geliyor, kimlerden ne karşılığında alınıp dağıtılıyor gibi sorgulanması gereken sorular hep karanlıkta bırakılarak borç batağı ve ardından hazine, orman, deniz, ticaret ithalat ihracat gibi zorunlu kabullerle borç batağına sürüklenme işte böylece, süslü sözler beleş paraların istikameti ise yağanların halka
Borç zincirini taşıyan, çoğu kez zincirini süsler. Onu altın halkalarla bezer; böylece kendi esaretine rıza gösterir.
İşte biat kültürü, bu ekonomik boyutta da kendisini en çıplak haliyle gösterir. Sonrasında mı işte biat, kölelik ve nihayet tatlı tatlı köleliği yani celladını sevmek olur.
Gönüllü Esaret.:
Biat, sadece boyun eğmek değildir; gönüllü bir esarettir. Sorgulamayı bırakmak, özgürlüğünü bir başkasının ellerine teslim etmektir. Celladına aşık olan, artık onun zulmünü “kader” sayar, hatta onu yüceltir.
Bu noktada birey, kendi celladını meşrulaştırır ve sanki onlar giderse biterse her şey biter ve
“Bensiz yaşayamaz.,. O olmazsa düzen bozulur.
Her şeyin bir sebebi vardır.” algısı oluşur
Böylece özgürlüğün yerini teslimiyet, iradenin yerini sadakat alır.
Sonuç mu, Kölelik, yoksulluk, batak, rezalet, dinde ticarette, ahlakta, samimiyette ve diğer aklınıza gelecek olan her şeyde sahtecilik başlar köleleşme ve sömürü başlar…
Celladına âşık olmak, aslında insanın kendi zincirini sevmeye başlamasıdır. Bu halden kurtuluş, ancak sorgulama ve hakikat arayışıyla mümkündür. Biat kültürü yıkılmadıkça, toplumlar özgürleşemez.
Yorumlar
Kalan Karakter: